Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Yazarken bir kapıdan girer, çoğu zaman aynı kapıdan çıkar gideriz. Bir doğruyla başlar, aynı doğruyla bitiririz. Başlangıçla son arasındaki o ara bölge , yazının yol boyunca geçirdiği değişim, duraksama ya da bocalama anları Bilge Karasu’nun “ikircikle olasılıkların, olanakların gözden geçirilmesi, tartılması, seçilmesiyle verilen kararın bir daha düşünülmesiyle doldurduğum süre” dediği şey çoğu yazıda görülmez. Ben bu kitapta o ara bölge de yazıda görünsün, düşüncenin karşıt seslerle karşılaştığında , yan yollara saptığında ya da odak noktasını değiştirdiğinde geçirdiği değişim, rotadaki o sapma ya da dönüşüm anları da yazının parçası olsun istedim” cümleleriyle okurun zihnini örmeye başlıyor Nurdan Gürbilek. Örme Biçimleri altı bölümden oluşan, okuru her satırda durup düşündüren bir kitap. Yazar; Virginia Woolf, Bilge Karasu, Latife Tekin ve Gambrowichz’in dili örme biçimlerini eserleri üzerinden okuruna sunuyor.Koltuğuna gömülerek örgü ören, kendi kozasından yazarak çıkmaya çalışan Woolf, yaptığı işi sekiz on tezgahta bez dokumaya benzeten, kendi kendinin çırağı olduğunu söyleyen Bilge Karasu, yazma gücünü veren topluluktan uzaklaştığını, o topluluğun da “oraya buraya dağılan parçalara “ dönüşmek üzere olduğunu sezen Latife Tekin, gurur değil utanç anlarının yazarı Gambrowics… Örgü örmek ile yazmak arasındaki ilişkiyi, yazının ve dilin yol boyunca uğradığı değişimi , bu yazarlar üzerinden sıra dışı bir anlatımla veren yazar, bir kitabın nasıl okunması ve okurken nelere dikkat edilmesi gerektiğini sorgular ve cevapları ilmek ilmek verir satır aralarında. Birçok yazara ve esere gönderme yapılan kitaptaki dipnotlar okura verimli bir okuma imkanı sunuyor.
1000Kitap
Örme BiçimleriNurdan Gürbilek · Metis Yayınları · 2023156 okunma
Reklam
Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Ahmet Hamit, keskin zekasıyla etrafındaki herkesi kendisine hayran bırakan sekiz yaşında bir çocuktur. Fakat Filistin’in işgal altındaki topraklarda yaşayan ailesi ve sevdiklerini kurtarmak için elinden hiçbir şey gelmez. Üstelik her şeylerini kaybetme korkusuyla geçip giden günler umutlarını biraz daha söndürmektedir. Ve Ahmet on iki yaşına bastığında kabuslar gerçeğe dönüşür. Babası tutuklanır, evleri yerle bir edilir ve kardeşleri çatışmaların körüklediği nefrete yenik düşer. Fakir ve yok olmaya mahkum ailesini kurtarmak için Ahmet’in yapabileceği tek şey ise zekasını kullandığı ilham verici bir hayat yolculuğuna çıkmaktır. Bu yolda şiddetin ve kaybın o acımasız hissi hüküm sürecek, küçücük bir umut ışığı bile çöldeki su damlası kadar değerli olacaktır.”
Roman
Badem AğacıMichelle Cohen Corasanti · Pegasus Yayınları · 20154,641 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Beyazperdeye de aktarılan Adınla Çağır Beni, 2007’de New York Times tarafından “Yılın Dikkate Değer Kitabı” seçilmiş ve Lambda Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş. Olay 1980li yıllarda İtalya’da bir kasabada geçer. Elio, yazlıklarında ailesiyle yaşayan, on yedi yaşında ,müzikle uğraşan bir delikanlıdır. Bir gün evlerine profesör babasına yardım etmek için gelen Olivier adlı yirmi dört yaşında genç bir adam gelir. Ve Elio ile Oliver için, tanıştıkları gün hayatlarının dönüm noktası olacaktır. Romanda Elio’nun iç sesi en önemli unsur. Çünkü Elio’nun iç konuşmaları yaşadıklarını ve hissettiklerini sorgulaması bakımından kitaba inanılmaz bir derinlik kazandırmış. Elio’nun Oliver ile yakınlaştığını hayal ettiği anları yoğun bir duygu karmaşasıyla anlatması da bu derinliğe katkı sunuyor.
Roman
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,326 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Thomas Bernhard’ın otobiyografik beşlemesinin ilk kitabı “Neden” Orta ve lise öğrenimi sırasında yaşadıklarını anlatır kitap. Savaş çocuğudur Thomas… Salzburg’da yatılı bir okulda okulda Nazi eğitimi görür. Anneanne ve dedesinin yanında kaldığı zaman savaşın seyrine ilişkin bilgiler edinir. Yurttaki öğrenciler okul baskısı , savaşın yaşattığı travmalar gibi sebeplerden bunalım içindedirler ve hepsinde de intihar etme düşüncesi vardır. Thomas da birçok kere intihar planı yapar. Burada çocuğun savaşı ve savaşın insanlar üzerindeki etkisini son derece soğukkanlı bir şekilde anlatması dikkat çekici. Bombardıman sonrası yumuşak bir şeye bastığını fark eden çocuğun bunun kopmuş bir bebek eli olduğunu ve ölen yüzlerce insanın sırayla cadde üzerine yatırıldığını anlattığı bölümlerde duygusuz ve soğuk bir üslup kullanması ilginçti. Thomas Bernhard soğukkanlı olmasının yanı sıra çok öfkeli bir çocuk. Öfkesini yansıtması son derece başarılı diyebilirim. Öncelikle ailesine öfkeli., sonra kiliseye, sonra okullara ve eğitimcilere. Kısaca tüm insanlara öfkeli ve hiç kimseyi sevmeyen bir çocuk. (Enis Batur, Thomas Bernhard için “ insan düşmanı” demiş)“Dünyaya getirilir ama yetiştirilemeyiz. Bizi dünyaya getirenler yarattıkları yeni insanı yok etmek için her türlü beceriksizliği ve akılsızlığı yaparlar…Gerçek sevgiden, onu doğru düzgün yetiştirme yeteneğinden ve iradesinden yoksun olan bu insanlar, başlıca duygusal ve sinirsel melekeleri ufalanıp yok edilinceye dek onu bir hayvan gibi doyurur ve ona bir hayvan gibi davranırlar. Ardından en büyük tahrip edici kilise (ve dinler) bu yeni insanın ruhunun mahvedilmesi görevini üstlenir, okullar ise hükümetlerin görevlendirmesi ve emriyle dünyanın tüm devletlerinde bu yeni insana yönelik bir zihin cinayeti işlerler.”(s.56)
1000Kitap
NedenThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 20151,042 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
1998 yılında “Babam Aşkale’ye Gitmedi” adıyla ilk defa Türkçe basılan kitap daha sonra “Karıncaların Günbatımı” adıyla yayınlanmıştır. Ermeni yazar Zaven Biberyan, 1940lı yılların İstanbul’unu, Türkiye Ermenilerinin gözünden anlatıyor. Nafia askeri Baret, askere giderken refah içinde bıraktığı ailesini, dönüşünde sıkıntı içinde bulur. Maddi imkansızlıklar içinde yaşayan ailede huzur da kalmamıştır. Anne Arus, baba Diran’ı “varlık vergisi” verdiği için suçlar, vergi vermeyip Aşkale’ye gitseydi, bu kötü durumda olmayacaklarını söyleyip durur. Abla Hilda da kendi halinde bir kızdır. Dayı Suren, vergi vermemiş, zengin bir esnaf olmuştur. Her fırsatta Diran’ı küçümser, eleştirir. Amca Dırtad ise dünyadan elini eteğini çekmiş, adadaki kulübesinde münzevi hayatı yaşar, balık tutarak gününü geçirir. Roman boyunca kimlik sorunları, ait olamama, Ermeni olduğu için tüm sıkıntıları yaşadığı hissi Baret’in etrafında kendini hissettiriyor. Rahat bir yaşantının ardından maddi sıkıntılarla boğuşan insanların psikolojilerini, iç dünyalarını da başarılı bir şekilde vermiş yazar.”Özgür olmayı kolay mı sanıyorsun? Hayatına karışma hakkını başkasına vermemek için özgürlüğünü feda etmek zorundasın. Özgürlük bile, bedeli özgürlükle ödenerek korunur.”Hayat ne zaman senin olur biliyor musun? Hayat, senin olmadığında.”(s.112).
Roman
Karıncaların GünbatımıZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2022327 okunma
Reklam