Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
Puan vermedi
Kurgusal bir ada…Körburun… Bu adada 1990’da Onur öğretmen, Aslı ve Alper ile başlar Körburun macerası. Daha sonra 1960’lı yıllara dönerek geniş bir şahıs kadrosuyla karşılaşırız. Birlikte dostça yaşamış Ermeni ve Türk ailelerle tanışırız. Ancak gelişen birtakım siyasi olaylar bu huzurlu adayı karanlık günlere sürükleyecektir. 6-7 Eylül olayları, 27 Mayıs darbesi, Kıbrıs meselesi, 12 Eylül… Neriman Hanım, oğlu Hayri, gelini Meral ve torunu Murat; Seher, Almanya’ya giden annesi ve ölüm haberini bile alamadığı babası, ada esnafı ve İstanbul’dan adaya gelen misafirler…Kısacası tüm bu yaşananlardan farklı şekillerde etkilenen farklı insanlar…Olayların geri dönüşlerle ve farklı anlatıcıların bakış açılarıyla anlatılması romana canlılık kazandırmış. Oldukça hacimli bir eser olmasına rağmen beğenerek okuduğum bir roman oldu Körburun.
Roman
KörburunHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20242,715 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Doktor Jivago, Rus yazar Boris Pasternak’ın 1958 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığı romanı. Roman iki kitap ve on altı bölümden oluşur. On yedinci bölümde de Doktor Yuri Jivago’nun şiirleri yer alır. Boris Pasternak, 1917 Ekim devrimi sonrası ülkesinde yaşanan siyasi çalkantıları ve bunların topluma yansımalarını anlatır romanında. Birinci kitapta, Yuri’yle tanışır okur. On yaşında annesini kaybeder Yuri, hemen sonrasında babası intihar eder. Ve böylece Yuri henüz çocukken şiirin büyülü dünyasına sığınacak ancak büyüdükçe , hayatın sert gerçekleriyle tanışacak ve hayatı sorgulayan bir tıp doktoru olacaktır. Bu bölümde Doktor Jivago’nun Tonya ile evliliğini, daha sonra deliler gibi aşık olacağı ona şiirler yazdıracak Lara ile tanışmasını da okuruz. İkinci kitapta ise partizanlara esir düşen Jivago, yıllarca ailesinden ve Lara’dan uzak kalır. Karısı Tonya’yı çok merak eder, çocuklarını özler; Lara’dan da kopamaz. Çocukları ile Fransa’ya giden karısından Lara aracılığı ile haber alır. Doktorun yaşadığı bu çıkmazların arka planında ülkede devrimin sebep olduğu savaşlar, açlık, toplumsal yapıdaki büyük değişimler çok canlı bir şekilde anlatılmış. Rusya tarihi hakkında bilgi sahibi olmadan kitabı okumak biraz zor olabilir diye düşünüyorum ancak çevirmenin birtakım tarihi olaylar ve şahıslar hakkında düştüğü dipnotlar okurun işini hayli kolaylaştırıyor. Keyifle okudum Boris Pasternak’ın tek romanı Doktor Jivago’yu.
Roman
Doktor JivagoBoris Pasternak · Yapı Kredi Yayınları · 20231,357 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Doğum sırasında ikizini kaybeden, bunun travmasını ailesiyle birlikte yaşayan bir kahramanın öyküsü Trak.Nine halasının büyüttüğü kahramanımızın anne karnında ölen ikizini öldürdüğünü düşündüğü bölümler çok ilginçti ve zevkle okuduğum bölümler oldu. Kahramanımız yatılı okul yıllarında öğretmeni vasıtasıyla tanıdığı yazar Ferrante’ye hayrandır.Ve eğitimi için gittiği İtalya’da Bay Ferrante’yi görmek ister. Bu yolculuğu sırasında hayatına dahil olan insanların da ilginç hikayelerini öğreniriz. Bayan Zofia, Rafal, Jozef,Sonja, Uğur…Serkan Türk’ün roman boyunca bölüm başlarında yer verdiği epigrafları da çok beğendiğimi söylemek istiyorum. “Dil diyor, insanın çilehanesidir.” “Geçmiş, arkamızdan ihtiyar bir at gibi gelir.” “An geçerken geçmişi zamanın karanlığında bırakır.” “Geçmişi olmayanın geleceği de olmazmış.” “ Evler de ölür içindekiler gidince.” “ İnsan en çok kaçtığına yakalanıyor.” “ İnsan bir yalana kendini inandırabiliyorsa karşısındakini inandırması kolaylaşıyor.” “İnsan doğası gereği yaşamın kusurudur.” “Ses karanlık gibidir. Nereden geldiğini duymaya çalıştığında bazen seni korkutur.” “ İnsan dünyaya gelmeden önce ölümünü kendi seçermiş.” “Gördüğüm bütün uçurumlar bana çıktı. Ben geçip gitmekte olan acımasız zamana.”
Roman
TrakSerkan Türk · Everest Yayınları · 0108 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Hacı Ağa, Kör Baykuş ve Aylak Köpek’ten sonra okuduğum üçüncü Sadık Hidayet kitabı. Modern İran edebiyatının kurucularından olan Sadık Hidayet, bu kitabında her toplumda ve her dönemde görülebilecek “devrin adamı” tiplemesini çok başarılı bir şekilde tasvir ediyor. Öyle ki kitabı bitirdikten sonra okurun muhayyilesinde “beyaz sakallı, gür kaşlarının altında kurnazlık akan gözleri, başında şapkası, geniş pantolon ve yakalı gömleğiyle bir köşede oturan, kirli altın dişleri ile konuşurken etrafa tükürükler saçan bir zat” belirir. Eserde 1930 ve 1940’larda İran’daki sosyal, siyasal,ekonomik ve kültürel yapıyı eleştirel bir dille yansıtır Sadık Hidayet. Hacı Ağa (asıl adıyla Ebu Turab) eve alınacak yiyeceğin bile hesabını yapan hasis, siyasetçilerin peşinde koşan, altı karısını boşamış, dört karısının başını yemiş, halen yedi karısıyla yaşayan, “parayı hangi yolla bulursan bul mübahtır” diyen, korkunç ağrılar çekerken bile düzenbazlık peşinde koşan, yeri geldiğinde demokratik, yeri geldiğinde milliyetçi , yeri geldiğinde Hitler yanlısı olan, akla gelebilecek her türlü kurnazlığı yaparak çıkar sağlamaya çalışan, ailesinin tabiriyle “ yaşlı bir çakal”dır. Hacı Ağa’nın ameliyatında narkozun etkisiyle gördüğü halüsinasyonlar kitabın nükteli kısımları diyebilirim. Bunun yanında kitabın çevirmeni yazar, şair, akademisyen @okanalay ‘ın dipnotları okura büyük bir okuma kolaylığı sağlıyor. Dipnotlardaki İran tarihi ve kültürüne ait bilgiler, kişi, yer ve kavramlar metnin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.
Roman
Hacı AğaSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınları · 20242,878 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Fedailerin Kalesi Alamut, Sloven yazar Vladimir Bartol’un birçok dile çevrilmiş romanı. Alamut’ta Hasan Sabbah’ın “sahte bir cennet” yaratması ve bu yolla siyasi girişimlerine yön verme çabası anlatılıyor. Seyduna( Hasan Sabbah), fethedilmesi imkansız olarak görülen Alamut Kalesi’nin arkasına sahte bir cennet kurar ve buraya huri rolü yapmalarını istediği güzel köle kızları yerleştirir.Onların başlarına da onları eğitecek tecrübeli kadınlar koyar. Ve bu sahte cennete, kendisi için gözünü kırpmadan canını verecek, düşman devletlerin sultanlarına intihar saldırıları düzenleyecek fedailer gönderir. Uyuşturucunun da etkisiyle gerçek cennetin anahtarının Seyduna’da olduğunu düşünen fedailer cennete kavuşma arzusuyla Seyduna’nın her dediğini yaparlar. Kitapta İsmailik, Haşhaşilik hakkında çoğu kurgu olan birçok bilgi mevcut. Kitap için İran tarihi ve kültürü, mezhep bölünmeleri, Alamut Kalesi’nin hikayesi,psikoloji, sosyoloji, felsefe konularının harmanlandığı bir kitap diyebiliriz. Bu da merak unsurunun capcanlı tutan ,ilgi çekici bir okuma imkanı yaratıyor okura. Hasan Sabbah’ın din, peygamber hakkındaki fikirleri, etrafındakileri peygamberden daha önce geldiğine inandırması , dinin emir ve yasaklarını kendi görüşleri doğrultusunda değiştirmesi okur için düşündürücü olabilir. “Eğer bir kişi hakikatin aslında erişilemez bir şey olduğunu hatta herhangi bir hakikatin var olmadığını öğrenirse ne olur?”
Roman
AlamutJames Boschert · Yurt Kitap Yayın · 20125,9bin okunma