Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? Hayatımda, olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve çeşidini yaşamak istiyorum.” Sylvia Plath’a ait bu epigraf ile başlıyor roman. Ve Nora bütün bu renkleri yaşama fırsatı buluyor roman boyunca. Nasıl mı? Gece Yarısı Kütüphanesi ve Bayan Elm vasıtasıyla. Kütüphane bir nevi Araf… İntihar eden Nora bu kütüphanede bulur kendini. (Nora’nın farklı hayatlar arası seyahatlerini okurken Matrix filmini hatırlıyorsunuz ister istemez.)Ve Nora Bayan Elm’in yardımıyla seçtiği kitaplardaki hayatları yaşama şansı bulur. Pişmanlıkları, ailesi ve kendiyle yüzleşmeleri, yeni hayatının aslında kök hayatından çok da farklı olmadığı… En güzel hayat Ash ile evli olduğu ve küçük kızı Molly’e sahip olduğu hayat olabilirdi. Kısacası “En güzel an yaşadığımız andır ve sahip olduklarımızla mutlu olabiliyorsak hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorsak bu büyük bir nimettir.” diye düşünüyorsunuz romanı okuduktan sonra. “Hayatı anlaman gerekmiyor, yaşaman yeterli.” “Yalnızca algılayabildiğimiz kadarını biliriz. Deneyimlediğimiz her şey en nihayetinde algılayabildiklerimizden ibarettir. Neye baktığın değil, neyi gördüğün önemlidir.” “ Hayatın anlamını arıyorsan hiç yaşamamışsın demektir.”
Roman
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Nobel Edebiyat Ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un Düğün Evi adlı romanı; olayların dört farklı karakterin bakış açısıyla anlatıldığı, eşsiz kurgusu ve akıcı üslubuyla okuru kendine çeken bir roman. Okurken karmaşık olduğunu düşündüğünüz olaylar dikkatli bir okumayla sonunda zihninizde oturuyor. Bilinç akışı ve iç monolog teknikleri çok başarılı. Roman kahramanı oyun yazarı Abbas, ailesini anlattığı oyunuyla büyük başarı yakalar. Hayal mi ,hakikat mi; kurgu mu, gerçek hayat mı yaşananlar? Annesinden nefret eden, babasını anlayamayan Abbas, ailesinin tüm itirazlarına rağmen kendinden on yaş büyük oyuncu Tahiye ile evlenip mutlu olabilecek mi? Bu ilişkiler bağlamında yazarın ahlaki konuları, çatışmaları sürükleyici bir anlatımla ele aldığını da söylemek isterim. “Kimse bir idealist kadar zalim olamaz.” “Oysa benim oyunumda katil başkaydı: hayal gücüm…” “ Sence hayat nedir? Ruhun maddiyata karşı verdiği savaş. Peki ölümün bu savaştaki rolü nedir? Ruhun son zaferidir.” “Tartışmalarla dolu bir yaşam sürmektense yalnız yaşamak daha iyi olmaz mıydı?” “ Neden mutlu anlarımızın kaydını tutmayız ki? Böyle yapsak sonradan gerçekten yaşandıklarına inanabilirdik.”
Roman
Düğün EviNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020455 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Çocuk Yasası, Yabancı Kucak, Sahilde romanlarını okuyup hayran olduğum bir yazar Ian McEwan. Kayıp; çocuk kitapları yazan Stephen’in kızıyla alışverişe çıkmasıyla başlar. Mutlu bir hayatı olan Stephen’ın, küçük kızını alışveriş merkezinde kaybetmesiyle hayatının nasıl cehenneme döndüğünü okuruz sonrasında. Kızlarının kaybolmasından sonra aile olamadıklarını, her şeyin değiştiğini fark ederler. Ve romanın tamamına yakını bu doğrultuda ilerler. Suçluluk duygusu , Stephen’i bir iç hesaplaşmanın karanlığına hapseder. Sürpriz bir şekilde sonuçlanan roman, büyük acılara rağmen insanın nasıl hayatta kalabileceğini göstermesi bakımından ilgi çekiciydi. “Çocuklar için çocukluk ebedidir. Çocukluk hep şimdiki zamandır. Etrafındaki her şey şimdiki zamanda gerçekleşir. Elbette onların da anıları vardır. Zaman onlar için de biraz olsun değişir ve sonunda Noel gelir. “
Roman
KayıpIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2019202 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi·357 syf.··
2025 4. kitabı
1995’te 8372 kişinin katledildiği Stebrenitsa soykırımından BM tercümanı olduğu için sağ kurtulan Bosnalı Hasan Nuhanoviç’in yaşadıklarını bir romandan ziyade acı bir anı havasında okuyoruz. Nuhanoviç ailesi Çetniklerin saldırısından kurtulmak için üç yıl süren bir mücadeleye girişir. Güvenli bölge olan Srebrenitsa’ya ulaşabilmek için çok zorlu bir yolculuk yaparlar. Ancak bu yolculuğun onları ölüme götüreceğini bilemezler.Nuhanoviçler bir taraftan Çetniklerle bir taraftan Balkanlar’ın acımasız soğuğuyla bir taraftan da korkunç bir açlıkla mücadele edeceklerdir. BM ve kurbanların anlatıldığı bu kitapta “unutulmuş insanların”adım adım ölüme nasıl gönderildiğini gözleriniz yaşarmadan okumanız mümkün değil. “Srebrenitsa’da tarih öncesi zamanlarda varlıklarını sürdüren insanlar gibi yaşıyorduk” sözleriyle orda yaşananları özetleyen Hasan Nuhanoviç Son Sığınak olarak gördüğü, kurtulacaklarını umduğu Srebrenitsa’da ailesinin Sırplara teslim edildiğine tanık olacaktır. BM gücü Hollandalı barış askerlerine tercümanlık yaptığı için sağ kurtulan Hasan Nuhanoviç’in kitabın sonunda söylediği şu sözler çok üzücüydü: “Bir Sırp propandacısıyla konuştuğumu hissettim. Aman Allah’ım! O anda etrafımın düşmanlarla veya düşmanlarımın müttefikleriyle sarılı olduğunu anladım. “Hasan Nuhanoviç Srebrenitsa katliamından sağ kurtulanlar ve yakınları için “Hakikat ve Adalet İçin” kampanyası başlatmış ve Srebrenitsa katliamını tüm dünyaya duyurmaya çalışmıştır.
Roman
Son SığınakHasan Nuhanović · Turkuvaz Kitap · 2020111 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Bu kitabın kapağını açmadan önce cehenneme açılan bir kapının eşiğinde olduğunuzu bilmelisiniz. İnsan denen yaratığın bütün kötülüklerini sergiye çıkarttığı ( maalesef bu yaratık şu anda da farklı coğrafyalarda iş başında) coğrafyaya, Balkanlara adım atacaksınız. Kadınların beden ve ruhlarının nasıl lime lime edildiğini okurken insan uygarlığı denen barbarlıktan kaçıp en vahşi hayvanların şefkatli uygarlığına sığınmak isteyeceksiniz. “ Bu yorum üzerine almıştım gerçek bir hayat hikayesinin anlatıldığı Leyla’yı. Ancak hemen öncesinde okuduğum Hasan Nuhanoviç’in Son Sığınak’ından sonra çok zor bir okuma oldu benim için. Son Sığınak’ta savaşı bir erkek gözünden okudum, Leyla’da ise bir kadının gözünden, bir kadın duyarlılığıyla. Ve bu çok yaralayıcı bir okuma oldu.İster istemez şu kanaate vardım: Bu dünya çocuk ve kadınlar için çok acımasız. Kitabın konusuna gelince… 16 yaşındaki Leyla, ailesinden koparılarak Sırpların “Hindi çiftliği” olarak adlandırdıkları toplama kampına gönderilir. Tam iki yıl insanlık dışı, akıl almaz işkencelere ve tecavüzlere maruz kalır. O kadar ki Leyla kurşunlanan ya da intihar etme cesareti gösterebilen kadınlara imrenir, onların yerinde olmak ister. Ve Leyla’yı düşmanı olduğu bir Sırp , Ratko kurtarır. Leyla yaşadığı bu büyük travmayı atlatıp mutluluğu yakalayabilecek midir? Ruhunu ve vücudunu iyileştirebilecek midir? Roman Leyla’nın yaşadıklarını onun ağzından anlatması bakımından çok sarsıcı. Diğer taraftan da Leyla ortadan kaybolduktan sonra ailesinin yaşadıklarını annesinin günlüklerinden öğreniyoruz.
Roman
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20168,9bin okunma