Tüm zekamızı, tüm duygularımızı, tüm tutkumuzu şimdi değilse de zamanla birbirinin eşi olacak şeyleri birbirinden ayrıştırmak için harcıyoruz. Bu yüzden de hep pişmanlıklarla, kaçırılmış fırsatlarla, doğrulamalarla, onaylamalarla ve yakalanmış fırsatlarla doluyuz, gerçekte hiçbir şeyin doğrulandığı yokken ve her şey durmadan elimizden kayıp giderken.
Neyse ki 1915 yılında, savaş, hatta yas bile, henüz okul tatili kılığında çıkıyordu karşımıza. Ödevlerden, sınavlardan, büyüme çağının defterinden kurtulmuş oluyorduk.