Aziz Yıldız

Aziz Yıldız
Thomas Mann'ın yıllar önce Büyülü Dağ'da yazdığı doğruysa, yani bedenin acıya acz içinde teslim olduğu oranda, insan da bedenselleşiyorsa, o zaman işkence bedensel törenlerin en dehşet verici olanıdır. Mann'ın veremlileri bu töreni henüz bir coşku içinde kutluyorlardı;işkenceye maruz bırakılanlar içinse bu bir ölüm ayinidir.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Diyordu ki Mann, komünizm zaman zaman ne kadar korkunç bir görüntü sergilemiş olursa olsun, en azından insana dair bir fikri simgeliyordu, oysa Hitler faşizmi bir fikir değil, sadece bir kötülüktü.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Bir gerçekliğin mutlaklık talebinde bulunduğu her yerde, söz ebedi uykuya dalar. O söz bizim için çoktan öldü. Ve vefatına kederlenmemizi gerektirecek bir duygu bile bırakmadı ardında.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Zaman zaman ne kadar çile çekmiş olursa olsun, cephedeki askerin hayatı kamp tutuklusunun hayatına benzetilemeyeceği gibi, askerin ölümü ile kamp tutuklusunun ölümü de kıyaslanabilir ölçüler değildir. Asker bir kahraman veya kurban olarak ölüyordu, kamptaki tutuklunun ölümüyse bir mezbaha hayvanının ölümüydü. Asker ateşin içine sürülüyordu ve hayatının çok fazla bir değeri yoktu, bu doğrudur; bununla birlikte devlet tarafından ona verilen talimat ölmeyi değil, hayatta kalmayı emrediyordu. Oysa tutuklunun yerine getirmesi gereken son vazife ölmekti. Buradaki belirleyici ayrım, kamp tutuklusundan farklı olarak, cephedeki askerin sadece ölüme hedef olmaması, aynı zamanda ölümün taşıyıcısı da olmasıdır. Bir mecazla dile getirmek gerekirse: Ölüm sadece askerin tepesine inen bir balta değildi, aynı zamanda elinde tuttuğu kılıçtı da. Ölmekte olduğu anda hâlâ birini öldürebilirdi. Ölüm onu dışarıdan bir kader gibi gelip buluyordu, ama aynı zamanda içinde bir irade olarak da fışkırıyordu: Ölüm asker için aynı anda hem bir tehdit, hem de bir fırsattı, oysa kamptaki tutuklu için, matematik bir kesinlikle önceden belirlenmiş bir çözüm -nihai çözüm!- şekline bürünmüştü. Entelektüel kişi ölümle bu şartlar altında karşılaşıyordu. Önünde ölüm uzanıyor ve içinde hâlâ bir düşünselliğin kıpırdandığını hissediyordu; bu düşünsellik ölümle yüzleşiyor ve haysiyetini -yeri gelmişken hemen söyleyelim ki, nafile bir biçimde- muhafaza etmeye çalışıyordu.
Sayfa 32·Kitabı okudu

Aziz Yıldız

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
2020 26. kitabı
Alfred Adler
8.2/10 · 7,7bin okunma