Simurg

Simurg
@Simurg_____
'in vino veritas in aqua sanitas'
Olga kanaviçesini işler gibi seviyordu onu: Sakin, tembel...Kanaviçede bir desen çıkıyordu ortaya, Olga daha da tembel açıyordu deseni, hoşlanarak bakıyor, sonra katlayıp kaldırıyor onu unutuyordu...Evet, onunki aşka hazırlanmaktan başka bir şey değildi, bir denemeydi... Oblomov önüne çıkan ilk denekti, denemek için biraz çekilmez...Ama...
Sayfa 318·Kitabı okudu
Reklam
Benzetmenin güzelliği <3
Olga'nın yavaş yavaş bir şeyler anlamaya başladığı yüzünden belliydi. Yüzünün her çizgisinde bir takım düşünce kıpırtıları beliriyordu. Ansızın aydınlandı yüzü...Güneş de kimi zaman bulutların arkasından öyle çıkar, bir çalıyı, sonra bir başkasını, daha sonra bir çatıya aydınlatır, arkasından çevre ışıl ışıl olur.... Oblomov'un aklındakini biliyordu artık.
Sayfa 283·Kitabı okudu
Gözyaşı...Gerçi saklamaya çalıştığınız gözyaşınızı, ama ben fark ettim. Erkeklere yakışmayan bir şey bu, duygulanmaktan utanmak...Bu da bir çeşit gururdur ama sahtesi... Bazen zekalarından utansalar daha iyi ederler. Sık sık yanılıyorlar çünkü.
Sayfa 262·Kitabı okudu
Ne yapmalıydı şimdi? İlerlemeli miydi yoksa olduğu yerde mi kalmalıydı? Bu Oblomovluk sorunu onun için Hamlet'in sorunundan daha derindi. İleri gitmek demek bu geniş ropdöşambrını bir anda yalnızca sırtından değil ruhundan, beyninden de çıkarıp atmak; onunla birlikte bu tozları, duvarlardaki örümcek ağlarını bir daha görmemek üzere silmek demekti!
Sayfa 244·Kitabı okudu
İçini çekti Oblomov: “Biliyor musun Andrey, yaşamımda kurtarıcı veya yok edici bir ateş hiçbir zaman tutuşmadı... Benim yaşamım, başkalarında olduğu gibi, sabahın ışığıyla renklerin yavaş yavaş belirginleştiği, sonra ateşin güne dönüştüğü, ortalığı yakmaya başladığı, öğlen sıcağında her şeyin kaynadığı, hareket ettiği ve sonra her şeyin yavaş yavaş durulmaya, solmaya başladığı, akşama doğru da doğal olarak gene yavaş yavaş söndüğü bir yaşam değil... Hayır, sönmekle başladı benim hayatım. Tuhaf, ama öyle! Kendimi bildiğimde sönmekte olduğumu hissetmiştim. Dairede evrakların başına oturduğum anda tükenmeye başlamıştım. Daha sonra, ne yapacağımı bilemediğim gerçekleri kitaplarda okurken tükendim... Amaçsız, soğuk, samimiyetsiz dost toplantılarında dedikodular, iftiralar, boş gevezelikler, arkadan konuşmalar, saçmalıklar dinlerken tükendim."
Sayfa 241·Kitabı okudu
Reklam