Yine bir süre sustuktan sonra tuhaf biri olduğumu, beni hiç şüphesiz bu yüzden sevdiğini ama belki de günün birinde, yine aynı sebepten ötürü benden nefret edeceğini mırıldandı.
Hayatınızda bir değişiklik yapmak hoşunuza gitmez mi, diye sordu. Ben de insanın hayatını hiç değiştirmediğini, her hayatın az çok aynı olduğunu, buradaki hayatımdan hiç şikayetçi olmadığımı söyledim.
Giyinirken benim siyah bir kravat taktığımı görünce çok şaşırdı, yas mı tutuyorsunuz, diye sordu. Ona annenin öldüğünü söyledim. Ne zaman diye sorunca, "Dün, "dedim. Hafifçe irkildi, ama hiçbir şey demedi. Bunun benim suçum olmadığını söylemek istedim ama vazgeçtim çünkü bunu daha önce patrona söylediğimi anımsadım. Zaten bir anlamı da yoktu bunun. Ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.