-“Bunalıyorum çocuk, büyük bir acı içinde bunalıyorum. Görüyorsun ya, gittiğimiz her yerde devamlılık sıkıntısını, şikayetlerini dinliyoruz... Her tarafı derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde... Ferahlatıcı pek az amaç rastlıyoruz; memleketin gerçek durumu bu işte. Bunda bizim bir günahımız yoktur; uzun yıllar hatta asırlarca dünyanın gidişinden aymaz, bir araya gelmiş şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket; düşe düşe şu acınacak hale düştü. Memurlarımız henüz istenilen düzeyde ve kalitede değil; Görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkınlık... Büyük yeteneklere sahip olan zavallı halkımız ise, kendisine kutsal inanç şeklinde telkin edilen bir sürü temelsiz görüş ve çoğu inanışın tesiri altında uyumuş, kalmış...
Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın aklında kökleşmiş olan, her şeyin başında bulunandan beklemesidir. İşte bu davranışlarıyla; herkes, her şeyi Allah'tan bekleyiş ve selamet içinde, bütün iyilikleri bir kayıtlıtan, yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor; ama sonuçta ben de bir insanım birader, sihirli bir gücüm yok ki...
Yeri geldikçe, her yerde tekrar diyorum; bütün bu dertlerin, bütün bu sorunların giderilmesi, her şeyden önce, pek başka koşullarda yetişmiş; bilgili, geniş düşünceli, azim, gönlü tok ve dağıtım sahibi adam meselesidir, sonra da zaman ve imkan meselesidir. Bu itibarla önceki kafaları ve vicdanları yıpranmış, geri, çoğalan fikir ve inançlardan temizleyeceksin. İşlerin uzmanı, idealist ve enerjinin düzenli, parçası yerinde, modern bir devlet makinesi kuracaksınız; sonra bu makinenin başında ve halkla birlikte durmadan çalışmak, maddi ve manevi her türlü doğal yetenek ve kaynaklarımızı harekete geçirmek, işletecek, böylece memlekete yerleşmek, refaha doğru yol almak. İlerideki milletlerin değişimleri;