Kırk yılda bir- sadece kırk yılda bir- bilginin bilgeliğe varması gerektiğine ve eğer bu böyle değilse o zaman da hepsinin iğrenç bir zaman kaybı olduğuna dair baştan savma da olsa, minicik ve nazik bir gönderme olsaydı hiç olmazsa, bütün bunlardan bu kadar umutsuzluğa kapılmayacaktım belki!
Ben diyorum ki,hakiki sanatçı-kâhin, güzelliği üretebilen ve üreten o semavi budala, esas olarak kendi vicdanıyla, kendi kutsal insani bilincinin kör edici biçimleri ve renkleriyle gözü kamaşarak ölür.