Bahçe, orman… Bahçede kum dökülmüş ince, güzel yollar… Yolun her iki tarafı da çiçekler ve meyve ağaçlarıyla süslü. Alabildiğince uzanan yemyeşil bakımlı çayırlar, çimenler… Kameriyelerin yerlerinin çevresinin menekşe ve güller donatmış. Fiskelerden su fışkırıyor. Kimi yerlerde de heykeller var. Yolların kenarına kanepeler konulmuş. Her köşeye, Her fidanı özenli bir insan elinin değdi belli oluyor. Bir de ormanı düşünelim ormanın manzarası tamamen farklı… Ormandaki her şey yabani, bakımsız… Kendi haline bırakılmış. Tohumları nereye denk gelmişse ağaçlar ve dikenli bitkiler oralarda bitmiş. Ormanların kimi yerlere yürünmeyecek bir halde… Fırtınalar devrilmiş bir ağaç, düştüğü yerde çürüyor… Oluşan patikalarda tamamen tesadüfen oluşmuş. Patikaların düzenlenmesi ile kimse ilgilenmez. İşte zengin kesim, anlatılan bahçe gibidir. Eğitim, görgü, konfor, sağlıklı yaşam, güzel sanatlardan aldıkları zevklerle halktan kopup, farklı bir dünyada yaşarlar. Halk kitleleri ise daha çok doğa hayatı içindeki ormana benzer…