S.

Çevremizde çiçeğe durmuş erguvan ağaçları, yüreklerimizde bir ağırlık. Dün sıkıyönetim ilan edildi. Yarın ne olacak, bilmiyoruz. Uzun "arananlar" listeleri, tutuklamalar, işkence, belki de darağaçları, ölüm. Hayal meyal seziyoruz, ama yaşayarak öğrenmedik daha. Hücrelerin çaresizliğini, işkencenin -hayır, acısı değil- utancını, sürgünün buruk tadını ve inançlarımızın, kâbelerimizin, kalelerimizin birer birer yıkılışını henüz yaşamadık, ama yaşayacağız. Sevdiklerimizin ölümünün acısını, bir veda vakti bile bırakmayan aynlıkları, dostlarla bir bir ayrılan yolların içimizde bıraktığı soğuk boşluğu henüz tatmadık, ama tadacağız.
Sayfa 41
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·128 syf.·
2020 8. kitabı
Merhaba sevgili 1k okuyucuları, Virginia bir soru üzerine yazmaya başlıyor Konu :Kadınlar ve kurmaca "Kadınlar ve kurmaca başlığını, kadınlar ve kadınların nasıl oldukları anlamında kullanmış olabilirdiniz veya kadınlar ve kadınların yazdığı kurmaca anlamına geliyor olabilirdi veya kadınlar ve haklarında yazılan kurmacalar anlamına; ya da bu üçünün bir şekilde birbirinden ayrılmaz derecede iç içe olduğunu ve onlara bu ışıkta bakmam gerektiğini kastetmiş olabilirdiniz. Fakat konuya en ilgi çekici görünen bu son açıdan bakmaya başladığımda vahim bir kusuru olduğunu gördüm." Aklı karışmış görünüyor çünkü bu dünya cinsiyetten söz açılınca oldukça hastalıklı belirtiler gösterir.Kitabın ilerleyen sayfalarında erkeklerin kurmacalarında kadınlar bir aşk objesi parlatılıyor ya da iffet dediğimiz kırmızı çizgilerle evlere hapsediliyor"Nereye baksam erkekler kadınlar hakkında fikir sahibiydi ve farklı fikirlere sahiplerdi".Bazıları bu kırmızı çizgileri öfkeyle kusuyor.Üstelik bu kusmalar bazen kadınların kendisinden geliyor.Otonom bir kısıtlanma var. Ekonomik yetersizlik , zamanın olmaması , özgürlüğünün olmaması yani "kendine ait bir odanın" olmaması durumunda kadınlar nasıl kurmaca yazabilirlerdi ? Fakat bir şekilde yazdılar. Olmayan kadının tarihini kendilerine erkek ismi takarak başlattılar. (Charlotte, Currer Bell takma adını kullandı örneğin) Yoğun eleştirilere göğüs gerdiler.Yaratan kişinin eleştirilmesi yaratımını kaçınılmaz olarak etkiler.Özellikle bunun yarattığı eserle ilgisiz sadece kendi kimliğinden kaynaklandığını biliyorsa içinde bir öfke doğar (şu an yaşadığımız yüzyılda kaç kadın camdan tavanlara çarpmış kariyerinde ilerleyememiş ve kırılmamıştır ? Bu bir öfke doğurmaz mı?) İşte burda Virginia nın bize bir mesajı var : Odana öfkeni getirme.Çünkü bu senin
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Altıkırkbeş Yayıncılık · 201848,3bin okunma
İstediğin kadar kütüphanelerini kilitle, zihnimin özgürlüğüne vurabileceğin bir kilit, bir zincir yok.
Sayfa 84
... iffet belki de bazı toplumların bilinmeyen nedenlerden dolayı icat ettikleri bir fetiştir, ama yine de kaçınılmazdır. İffet o zamanlar, hatta şimdi bile, kadının hayatında dini bir öneme sahiptir ve sinirler ve içgüdülerle öyle sıkıca sarmalanmıştır ki onu kesip gün ışığına çıkartmak benzerine az rastlanır bir cesaret gerektirir.
Sayfa 56
Mülkiyet içgüdüsü, daha fazlasına sahip olma ihtirası, onları daima başka insanların arazilerine ve mallarına göz dikmeye, yeni cepheler açmaya ve bayraklar dikmeye, savaş gemileri ve zehirli gazlar yapmaya, kendilerinin ve çocuklarının hayatlarını gözden çıkarmaya itiyordu.
Sayfa 44