Az Gözüm Seyreyle Salih, Salih'in dünyaya ve canlılara karşı dikkatini belirtmek, kendini her şeye kaptırmasını anlatmak için Balıkçı Temel Reisin Salih'e taktığı bir lakaptır.
Elbette bir okur kendi çıkarınlarına göre bir kitabı değerlendirir. Kısaca neyi bulursa onu okumuş olur. Kitapta alt metinler, gelecek-gelenek, eski-yeni, düzen-kaos gibi bol çatışma unsurları vardır. Salih hayatı öğrenmeye, hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye başlar.
Baba sevgisi tatmamış, sürekli ondan dayak diyen Salih bu yönüyle Vasconceles'in Güneşi Uyandıralım kitabının baş kahramanı Zeze karakteriyle benzer özellikler taşır. İkisinin de yine hayal dünyasında kahramanlar ve kendini baba dayağından kurtarıp onu anlayan bir ablası vardır. Metinlerarasılık bu bakımdan hissedilmektedir.
Çok beğendiği bir oyuncak kamyonun sahibi olmak isteyen Salih iş bulmaya çalışır olmaz, balık satmaya çalışır olmaz. Nihayetinde o oyuncağı satın alan çocuktan oyuncağı çalar. Oyuncağı çaldıran çocuğun bu durum umrunda olmasa bile hırsızlığı içine sindiremeyen ve aynı oyuncağı herkeste gören Salih oyuncağı denize atar.
Yaralı yavru bir martı bulan Salih onu iyileştirip martıyı uçurunca sihirli bir değnek değmiş gibi dünya benim için güzelleşecek diye düşünür ancak umduğunu bulamaz. Salih, martı iyileşip sorunsuz uçmasına ve uçup kendine geri gelmesine rağmen hayal kırıklığına uğrar. Martı, Salih'in geleceğe dair umutlarını, özgür bir ruhla maceralara atılma isteğini temsil eder. Martının yaralı olması Salih'in hüznünü, martının bir yavru olması Salih'in toyluğunu, çocukluğunu temsil eder. Sonunda martının boynu geleneğin temsilcisi olan nine tarafından koparılan martı gibi Salih'in de umutları yerle bir olur.
Herkes martının iyileşmeden öleceğini söyler, yaralı bir martı yaşayamaz der. Bu aynı zamanda