Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı

Sina

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2025 11. kitabı
John Cottingham
7.4/10 · 24 okunma
Reklam
“Aşkın boyut, tutunmamız gereken bir şeydir; veya Kant'ın deyimini ödünç alırsak, aşkınlığın elimizden alınmamasını istemeliyiz; aksi takdirde tutarlı kalarak inkar edemeyeceğimiz en derin arzularımız beyhude olacaktır.”
Sayfa 192·Kitabı okudu
“Varlığın ve iyiliğin kaynağı, imalar güçlü olsa da, yalnızca bir anlığına görülür. Ancak insan ruhunun bastırılamaz özlemleri, kusurlarımızın ötesinde mükemmelliğe, çekişmelerimizin ötesinde uyuma, kararsız arzularımızın ötesinde değişmeyen sevgiye, kusurlarımızın ve başarısızlıklarımızın ötesinde iyiliğe inanmayı ruhani bir buyruk gibi bir şeye dönüştürür. …”
Sayfa 191·Kitabı okudu
“Felsefi ayartı, aşkın olanı sınıflandırmaktır her zaman. Eğer bunun anlamı dil yoluyla onun pozitif niteliklerini ortaya koymaksa, böyle bir girişim imkânsızdır. "Özlem okumuzun" yöneldiği yönde belirsiz bir şekilde kavranan şey, ana akım teolojinin hep iddia ettiği gibi, açık insan anlayışının ötesindedir; bizim kavrayamadığımız, kollarımızla etrafını saramadığımız bir dağ gibidir, yine de bir şekilde ona ulaşabiliriz. Yine de en azından ulaştığımız gerçekliğin tamamen soyut veya gayri-şahsi bir gerçeklik olamayacağını biliyoruz, çünkü soyut ve gayri-şahsi bir şey nasıl bizim üzerimizde otoriter, normatif bir çekim yaratabilir, zayıflığımızı ve başarısızlığımızı aşmaya ve daha iyi bir şey olmaya çağırabilir? Teist için, aşkın gerçeklik, Aquinas'ın ifadesiyle, "herkesin Tanrı diye adlandırdığı” bilinmeyen bilgi ve iyilik kaynağıdır.”
Sayfa 184·Kitabı okudu
“Dünyada belirgin olan tanrı/tanrısal fikri, Gerard Manley Hopkins’in ifade ettiği gibi "Tanrı'nın ihtişamıyla yüklü" doğa fikri ve her bir insan ruhunda mevcut, Augustinus'un deyişiyle "bana benim kendime olduğumdan daha yakın", olduğu fikri veya Aziz Paul’ün çok daha önce "o ki onda yaşar, onda hareket eder ve onda varlığımıza sahip oluruz"; demesi, tüm bunlar, Tanrı dediğimiz şeye uygulanan "doğaüstü" sınıflandırmasının yararIılığını daha da aşındırır. Elbette, modern bakış açısının "büyüsünü kaybetmiş", anlamdan ve değerden yoksun” doğa imajını benimsersek, o zaman, tanrının kendini ima ettiği durumlara anlam vermek için, doğanın ve doğal olanın "ötesine" bakmaktan başka çaremiz kalmaz. Ancak, çağdaş sekülerleştirilmiş "doğal" kavramının hâkimiyet kazanmasından önce, yüzyıllar boyunca serpilmiş ve uzun süre devam etmiş çok daha zengin bir doğa anlayışı vardır ve bu daha önceki kavrayışa bir göz atarsak, dini deneyimle bağlantılı olarak "doğaüstü" terimini getirme ısrarının arkasındaki motivasyonun çoğu azalmaya başlar.”
Sayfa 170·Kitabı okudu
Reklam