“Ruh” kavramı, başta psikolojik, etik, tinsel ve metafiziksel olmak üzere insanlık durumunun farklı ama birbiriyle ilişkili yönleriyle ilgili çok sayıda çağrışımla yüklüdür. Ancak önceki bölümde vurgulandığı gibi, tekrar eden bir özelliği vardır tüm bunların. "Ruh" terimi kullanıldığında şu olguya dikkat çekilmektedir: insanlar, bilinçli deneyimin bireysel düşünümsel özneleridir. Her birimiz kendimizin "içeriden", âdeta "beni ben yapan bu ben" olarak farkındayız. Ve bu türden özbilinçli özneler olmamız sayesinde, kendimizi bir "yaşam dünyasının" merkezinde buluruz ve zengin bir anlam ve değer alanına erişiriz. Ruhu bulmak bu nedenle sadece öznel bir egzersiz, bir iç gözlem ve kendi kendini inceleme egzersizi değildir; kısmen dışa dönük bir çaba, karşı karşıya oldugumuz ve bizden bir karşılık bekleyen nesnel gerçeklikle ilişkimizi anlamaya yönelik bir çabadır.”