Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Yeryüzünün Yasası
Dijital dönüş esnasında yeryüzünü, yersel düzeni kesin olarak terk ediyoruz. Böylelikle yeryüzünün ağırlığından ve hesap edilemezliğinden kurtulmuş mu olacağız? Dijital ağırlıksızlık ve akışkanlık, bizi daha fazla dayanaksızlık [Haltlosigkeit] içine atmayacak mı? Heidegger, yersel düzenin son büyük savunucusuydu. Onun "toprağı" “her hesaplayıcı sırnaşıklığın [Zudringlichkeit] bir yıkıma dönüşmesini" sağlar. Dijital düzen hesaplanabilir ya da toplamsal olanı tamamen totalize ediyor. Buna karşılık, yersel düzen ise sağlam temellere çağrıda bulunur. Onun yasalarına Nomos denir: "Ölümlülerin ve ölümsüzlerin mukaddes hükümdarını çağırıyorum/Göksel Nomos'u, yıldızlara düzen veren/Düzen veren tuz çağlayan denize/Ve mukaddes mührü yeryüzünün/Değişmez ve kati olan.(Orpheus) Dijital düzen, Yeryüzünün Nomosuna kesin olarak veda ediyor. Carl Schmitt, her seyden önce, net sınırlamalara ve ayrımlara izin veren sağlamlığı nedeniyle yeryüzünü över. Yersel düzen duvarlar, sınırlar ve kalelerden oluşur. Esnek Homo digitalisten tamamen koparılmış olan sabit "karakter"de yersel düzene aittir. Buna karşılık, dijital ortam “sabit çizgilerin kazınmasına” izin vermeyen o denize benzer. Deniz, “oymak, kazmak, çizmek anlamındaki Yunanca diarassein kelimesinden gelen gelen karakter kelimesinin orijinal anlamında bir karaktere” izin vermez.”
Sayfa 61·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Performans öznesi, tükenene kadar kendi kendisini sömürür. Ve, hiç de az rastlanmayan oranda intiharla sonuçlanan bir öz-saldırganlık geliştirir. Güzel bir proje olarak Kendiliğin, şimdi kendi kendisine karşı yöneltilmiş bir mermi/projektil' olduğu ortaya çıkıyor.”
Sayfa 59·Kitabı okudu
“İçinde öznenin kendisini özgürleştirdiği proje, bugün bir baskı/zorlama figürü [Zwangsfigur] olarak ortaya çıkıyor. Performans, kendini optimize etme ve kendini sömürme zorlaması biçiminde, tüm katmanlarıyla kendini gösteriyor. Bugün, özgürlüğün kendini-zorlamaya yol açtığı özel bir tarihsel fazda yaşıyoruz. Özgürlük, aslında zorlamanın karşıt-figürüdür. Şimdi bu karşıt-figürün kendisi zorlama üretiyor.”
Sayfa 58·Kitabı okudu
“Heidegger'in köylüsü bir öznedir, özne ise [Subjekt] kökeninde boyun eğdirilmiş olma [subject to, sujet à] anlamına gelir. Köylü, yeryüzünün yasasına boyun eğer. Yersel (terrane] düzen özneleri üretir. "Fırlatılmışlık" [Gewor-fenheit], Heidegger'in insan varoluşunun temel yapılanışı dediği şeydir. Bugün Heidegger'in varoluşsal-ontolojisinin yeniden yazılması gerekecek, çünkü şu anda herkes boyun eğdirilmiş bir özne olmadığına, aksine gelişen, kendi kendisini optimize eden bir proje olduğuna inanıyor. Özneden projeye doğru gelişim, kuşkusuz dijital ortamlar ortaya çıkmadan önce başlamıştı. Ancak genel olarak şu formül geçerlidir: Kritik evrelerinde, her bir varlık ya da yaşam formu, ancak yeni bir ortamda tam olarak gerçekleştirilebilecek ifade biçimlerinde ısrar eder. Yaşam formunun medyaya/ortama bir bağımlılığı söz konusudur. Bunun anlamı, içinde öznenin projeye yaklaştığı süreci, yalnızca dijital ortamın tamamlayabileceğidir. Dijital olan, bir proje ortamıdır.”
Sayfa 55·Kitabı okudu
Zannetme bu dünya seninle döner Sen yoksan saatler durur zannetme Zannetme gidersen yıldızlar söner Gelmezsen denizler kurur zannetme Bir gün yorulursun yol bile olsan Denize kadarsın sel bile olsan Olmaz ya dikensiz gül bile olsan Güller hep tomurcuk kalır zannetme Azı karar çoğu zarardır nazın Zorlarsan kırılır telleri sazın Sonbahara kalmaz sıcağı yazın Batan güneş gözüm alır zannetme Sen ayrı sayfalar yazarsan bize Sanma sensizliği alamam göze Yalvarsan yakarsan gelsen de dize Son pişmanlık çâre olur zannetme (Cahit Zarifoğlu)