Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Arendt'in köleliğin, açlığın ve sefaletin öncelikle politik ve ekonomik nedenlerden kaynaklandığını, toplumsal meselelerin doğası gereği her zaman politik olduğunu, bugün sömürülen ya da açlık çeken insanların küresel kapitalizmin egemen olduğu bir sistemde yapısal şiddetin kurbanları olduğunu kabul etmesi için asil politik fikrinden vazgeçmesi gerekecektir. Jean Ziegler özlü bir şekilde şöyle yazmaktadır: "Açlıktan ölen bir çocuk, öldürülmüştür." Açlık ve sefalet, öldürücü bir şiddet geliştiren küresel güç ilişkilerini yansıtmaktadır. Arendt'in politik ütopyası, ekonomik alana nüfuz eden güç ve tahakküm ilişkilerine karşı kördür. "Birisi"nin "sahnesi" olarak politik alanın apolitik bir kurgu olduğu kanıtlanmıştır.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Platon'un Ziyafet adlı diyaloğunda simgenin aslında ne olduğunu öğreniyoruz. Aristophanes bize insanların başlangıçta küresel varlıklar olduğunu söyler. Çok güçlü ve kibirli hâle geldiklerinde, tanrılar onları ikiye bölmüş. O zamandan beri bu yarımlardan her biri diğer yarısıyla birleşmeye çabalamaktadır. Bu parçaya Yunancada sembolon denir. Sembolon olarak insan iyileşmiş, şifa veren bir bütünlüğe özlem duyar. Bu özlem sevgidir. Onarılacak bütünlük yarayı iyileştirir, o ilk kopuşa geri dönen varlık yoksunluğunu ortadan kaldırır.”
Sayfa 55·Kitabı okudu
“Heidegger'in "tefekkürü", her şeyi erişilebilir, hesaplanabilir, kontrol edilebilir, denetlenebilir ve tüketilebilir kılan topyekûn kullanlabilir kılmaya karşı çıkar. Dijitalleşmede, her şeyi ulaşılabilir kılma yeni bir düzeye ulaşır. Üretilebilirliği toplayarak olgusallığın kendisini ortadan kaldırır. Dijital düzen, mevcut olmayan bir varlık nedeni tanımaz. Sloganı şudur: Varlık bilgidir. Bilgi onu tamamen erişilebilir kılar. Eğer her şey hızlıca ulaşılabilir ve tüketilebilirse, derin, düşünen bir dikkat oluşmaz. Bakışlar bir avcınınki gibi etrafta dolaşır. Sonuç olarak, birlikte oyalanabileceğimiz baş döndürücü karşı tarafı kaybederiz. Her şey yumuşatılır ve kısa vadeli ihtiyaçlara tabi kılınır.”
Sayfa 44·Kitabı okudu
“Yapay zekâ düşünemez, çünkü pathos yeteneğine sahip değildir. Acı çekmek ve deneyimlemek hiçbir makine tarafından başarılamayacak durumlardır. Hepsinden önemlisi, tefekküre dayalı eylemsizlik makineye yabancıdır. Sadece iki durum bilir: açık ve kapalı. Tefekkür hâli sadece işlevin devre dışı bırakılmasıyla ortaya çıkmaz. Makine aslında ne etkin ne de eylemsizdir. Etkinlik ve eylemsizlik ışık ve gölge gibi davranır. Gölge ışığı şekillendirir. Ona ana hatlarını verir. Gölge ve ışık birbirine bağlıdır. Dolayısıyla, etkinlik ve eylemsizlik de düşünmenin, hatta zihnin iki farkl hâli olarak anlaşılabilir. Düşünme, ışık ve gölgeden örülmüştür. Öte yandan makinenin zekâsı ne ışık ne de gölge bilir. O şeffaftır.”
Sayfa 43·Kitabı okudu
“İnsanlık tarihi devam eden, olaysız bir kıyamettir. Şimdinin olaysız süregitmesi felakettir: "ilerleme kavramı felaket fikrine dayandırılmalıdır. 'Böyle devam etmesi' gerçeği felakettir. Yakın olan değil, verili olan felakettir. [...] cehennem bizi bekleyen bir şey değil, buradaki bu hayattır." Felaket, beklenmedik bir olayın başlaması değil, böyle devam etmenin sürekliliği, aynı şeyin sürekli tekrarlanmasıdır. En yeni şey bile aynı olduğunu kanıtlar: "Mesele şu ki [...] dünyanın yüzü tam da en yeni olan şeyde asla değişmez, bu en yeni şey her zaman tüm parçalarıyla aynı kalır -bu da cehennemin ebediliğini oluşturur." Dolayısıyla kurtuluş, şimdinin radikal bir şekilde kesintiye uğratılmasından ibarettir. Sadece bir eylemsizlik meleği, kaçınılmaz olarak kıyamete dönüşen insan eylemini durdurabilir.”
Sayfa 39·Kitabı okudu