Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Bugün çocuklar dindışı, dijital varlıklar haline geldi. Dünyanın büyülü deneyimi soldu, köreldi. Çocuklar onların dijital Paskalya yumurtaları olan enformasyonu avlıyorlar. Dünyanın büyüsünün bozulması kendini aurasızlaşma olarak gösterir. Aura, dünyayı salt olgusallığın üzerine çıkaran cazibe, şeyleri çevreleyen gizemli örtüdür. Auranın aynı zamanda anlatısal bir çekirdeği vardır. Bu sebeple Benjamin, gayri iradi hafızada anlatısal bellek imgelerinin bir auraya sahip olduğunu, oysa fotografik imgelerin auradan yoksun olduğunu belirtir: "Gayri iradi hafızadan sökün eden imgelerin ayırt edici özelliği bir auraları olmasıysa eğer, fotoğrafçılığın 'auranın çözülüşü olgusunda belirleyici bir payı vardır.”
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam
“Dünyanın büyüsünün bozulması her şeyden önce dünyayla olan ilişkimizin nedenselliğe indirgenmesi anlamına gelir.Ancak nedensellik, olası ilişki biçimlerinden yalnızca biridir ve nedenselliğin hegemonya kurması dünyanın ve deneyimin fakirleşmesine yol açar. Büyülü bir dünya, şeylerin birbirleriyle ilişkisine nedensel bağlantıların hükmetmediği, şeylerin birbirileriyle mahremiyetlerini ve sırlarını paylaştıkları bir dünyadır. Nedensellik mekanik ve dışsal bir ilişkidir. Dünyayla kurulan büyülü ve şiirsel ilişkiler, insanları ve şeyleri birbirine bağlayan derin bir sempatiye dayanır. Novalis, Sais Çıraklar'nda şöyle der: Ne zaman kendisiyle konuşsam, eşsiz bir "Sen" olmaz mı sarp kayalık? Ve "Ben," akan suyuna üzgün bakarken düşüncelerimi alıp götüren bir ırmaktan başka neyim?... Taşları ya da yıldızları henüz birisi anladı mo, bilmiyorum, ama anladıysa mutlaka yüce bir varlık olmalı.”
Sayfa 48·Kitabı okudu
“Dijital geç modern çağda, yaşamın çıplaklığının, hayatlarımızın anlamdan yoksun oluşunun üzerini sürekli gönderi yayınlayarak, beğenerek ve paylaşarak örteriz. iletişim ve enformasyon gürültüsü, hayatın korkutucu derecede boş olduğunu gizlemelidir. Günümüzün krizi "yaşa ya da anlat" arasında seçim yapmakta değil, "yaşa ya da paylaş" alternatifinde ifadesini bulur. İnsanların takıntılı bir şekilde selfie çekmelerinin sebebi de narsisizm değildir. Aksine, selfie bağımlılığına yol açan şey içsel boşluktur. Egoyu dengeleyecek, ona istikrarlı bir kimlik kazandıracak bir anlam yoktur. içsel boşluğuyla yüzleşen ego sürekli kendini üretir. Selfieler benliği boş haliyle yeniden üretir.”
Phono Sapiens
“Dijital platformların beklentisi şudur: bir yaşamın bütünsel kaydı. Amaç, bir yaşamı bir veri setine dönüştürmektir. Bir kişi hakkında ne kadar çok veri varsa, o kişi o kadar iyi gözet-lenebilir, kontrol edilebilir ve ekonomik olarak sömürülebilir. Phono sapiens sadece oyun oynadığına inanıyor, oysa aslında tamamen sömürülüyor ve kontrol ediliyor. Akıllı telefon bir oyun alanı gibi görünse de aslında dijital bir panoptikondur.”
Sayfa 34·Kitabı okudu
“Enformasyon rejiminde Georg Büchner'in söyledikleri hâlâ geçerliliğini koruyor: "Bizler birer kuklayız, bilinmeyen güçler tarafından ipleri çekilen kuklalar, bizler kendimiz bir hiçiz, hiç!" Tek fark şu. Bugün bizi yönlendiren güçler o kadar incelikli ve gizli ki artık onların farkına varamıyoruz. Hatta onları özgürlükle karıştırıyoruz. Charlie Kaufman'ın kukla animasyonu Anomalisa, akıllı tahakkümün mantığını gözler önüne serer. Tüm insanların birbirine benzediği ve aynı sesle konuştuğu bir dünyayı tasvir eder. Bu dünya, paradoksal bir şekilde, sürekli özgünlük ve yaratıcılık çağrılarının yapıldığı neoliberal cehennemi açığa vurur. Filmin kahramanı Michael Stone, başarılı bir motivasyon koçudur. Bir gün aniden kendisinin bir kukla olduğunu fark eder. Ağzı yüzünden düşer. Onu elinde tutarken şaşırıp kalır, çünkü ağzı hâlâ kendi kendine konuşmaya devam etmektedir.”
Sayfa 21·Kitabı okudu
Reklam