“Bonaventura, hakikatin dışarıda, kitaplarda veya duyusal dünyada aranmasından ziyade, insanın kendi içine dönmesi gerektiğini söyler. Çünkü Tanrı'nın değişmez ışığı, aklın en derin noktasında her an parlamaktadır. Ancak "aşırı arzular ve hayaller" (dünyevi hırslar, bedensel tutkular, zihni meşgul eden geçici imgeler), bu ilahi ışık ile aklımız arasına kara bir bulut gibi girer ve onu görmemizi engeller. Kişi, tutkularından arınıp kendi zihninin derinliklerine, yani Tanrı'nın bulunduğu o içsel merkeze yönelirse, hakikati "kendi vasıtasıyla", yani doğrudan akli sezgiyle görebilecektir. Bu, Augustinus'un "Dışarı çıkma, kendi içine dön; hakikat insanın içinde oturur" sözünün bir yankısıdır.”