Dünle evvelsi gün birbirinden farksızdı, onları birbirinden ayırt edebilmesi olanaksızdı; üç gün önce olmuş bir şey de sonuçta ona eskiden olup bitmiş bir şey olarak görünüyordu. Böylece o ayırdına varamadan, zaman akıp gidiyordu.
"Babandır, kanını taşıdığın için onu sevmek zorundasın" gibi beylik cevaplar alır.
Genç, elinde olmadan, "İyi ama, bana hayat verirken beni sevdiği var mıydı?" diye düşünmeye başlar. "O anda, ihtiras anında, belki de içkili kafasıyla ne beni, ne cinsiyetimi bildiği vardı. Bana karşı tek babalık ödevi de içki düşkünlüğünü aşılamak oldu. Ne diye seveceğim onu? Hayat verip ömrü boyunca beni sevmedikten sonra, değer mi?"