Bizim elektrikçi Muzaffer gibi olmalıydı kişi, böyle günlerde... Yapacak hiçbir iş olmasa bile, işi kendisi yaratmalıydı. Dolmabahçe Stadyumu’nun elektrik donanımını yapan Muzaffer, işini bitirdiği gün resmen işsiz kalmış, yüzlerce kilo biber satın alıp turşuculuğa başlamıştı. Ben o kadar becerikli değildim. Ayrıca ülkemizde de ufak ayrımlar vardı. Ben her işi yapmasına yapardım ama, işin içinde biraz mürekkep kokusu olmalıydı. Basımevlerinin mürekkep kokusu defne esansı gibi geliyordu bana.
Bakan’ın konuşmasından sonra Faruk Nafiz, bütün şiirlerimi görmek istediğini söylemişti. Koşa koşa gidip defterimi evden getirmiştim. Kimi şiirimi iki üç kez okuduktan sonra defterimin sonuna şunları yazdı:
"Kastamonu’dan geçerken tanıdığım genç ve kıymetli Şair Mehmet Rıfat’a sevgilerimle ve takdirlerimle..."
Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek
Giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek
Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
Yavuz Sultan Selim
Gözbebeğime bilmem ne büyü etti felek
Ağlamamı bol yaşımı kan etti felek
Aslanlar kahrımın pençesinde titrerken
Beni bir gözleri ahuya muhtaç etti felek