Nilay

Nilay
@Sinekkusu
Senin akışında, gökyüzü karmaşa ile, Bulutlar dökülür Yer'in yaprakları gibi, Gökte ve Deniz'deki dallardan silkelenip, Yağmur ve şimşek melekleri: Yayılır Göksel dalgan üstünde, hırçın bir Şarap tanrısı dansçısının başından Uçuşan parlak saçları gibi, öyle Bulanık ufuktan tam gök yüksekliğine, Bukleleri gelen fırtınanın. Sen Ağıtsın Ölen yıla, ve bu kapanan gece bir Kubbe olur onun koca mezarına, Buharların toplu gücü ile kapalı, Ve onun somut atmosferinden, kara Yağmur, ateş buz fışkıracak: Ah duy Sen!
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tanrı, kendilerini kıyaslamak isteyen kimselerden üç şeyle ayrılır: ölümsüzlük, güç ve erdem. Ve bunlardan en saygıya değer görüleni ve en tanrısal olanı erdemdir. Çünkü boşluk ve elementler sonsuz bir var oluşa sahiptir; depremler, yıldırımlar, fırtınalar ve seller gayreti şayan güce sahiptir. Ama adalete gelince, tanrıya özgü ve düşünce hariç, ortak başka hiçbir noktası yoktur.
...İnsanoğlu tanrıya üç farklı hissiyatla boyun eğer: kıskançlık, korku ve onur. insanoğlu, yozlaşmamaları ve dürüstlükleri nedeniyle tanrıların mutlu olduklarını düşünür ve onlara hayranlık duyar. Onların gücü ve hakimiyeti karşısında dehşete düşerler ve korkarlar; ama onlara adaletlerinden dolayı da sevgi, onur ve saygı duyarlar. İnsanoğlu tanrının bu özelliklerinden etkilenmesine rağmen, yalnızca ilk iki özelliğine imrenirler: Doğamızın tasarrufunda olmayan ölümsüzlüğüne ve özellikle kadere bağlı olan gücüne. İçimizde bulunan tek tanrısal özellik olan erdeme gelince, insanlar akılsızca sıralamanın en sonuna koyarlar. Zira adalet yaşamı müreffeh, güçlü ve otoriter kılar; adaletsizlik ise hayvanı yanını ortaya çıkarır.
Çünkü o kahraman görünmek değil, kahraman olmak istiyordu. Onurlu düşüncelerin çıktığı aklının Derinliklerinden hasat toplamak istiyordu.
Hayaller, bir meyvenin kabukları gibi, birbiri ardına düşer ve meyve insanın deneyimidir. Tadı acıdır, yine de onda kişiye güç veren buruk bir şeyler vardır.
Şiir