Kendimizi inkar edeceğiz
Hele inkârımızı büsbütün inkar edeceğiz
Bütün münkirler günde beş vakit bizi inkar edecekler
Bir kibrit aydınlığında çatılmış kaşlarını göreceğim
Jiletle çizilmiş gibi keskin
İnce
İçimde kanlı bir ihtilal kopacak
Dudakların bir akşamüstü dudaklarıma değince
Kadehim kırılacak
Münkirlere müminlere küfredeceğim
Sen el kadar kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli.
Bazı ağaçlara kapı komşu,
Bazı çiçeklerin andırdığı.
İş bu kadarla bitse iyi;
Bir insan edinmişsindir kendine,
Bir şarkı edinmişsindir,bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili.
Bizim evdi. Babam ölünce anladık bizim evdi. Giderek kötüleştiği ama giderek iyileştiği o günlerde babamı sevdik mi? Sevmedik sanırım. Affetmedik de. Ama bir şey oldu. Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, çorap giydiğinde o yara çoraba yapışır, çorabı çıkarttığında kabuk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabıyı çorapsız giyemezsin, çorapla giysen yine yapışır. Aile yaraları biraz böyledir. Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder. Biz kırk yılımızı o yarayla geçirmiştik, şimdi sanki o kabuğun kuruduğunu hissediyorduk, hâlâ duruyordu ama yapışmıyordu.