“Mantığa karşın yaşıyorum,” der İvan. Sonra da “Yaşama inancım kalmasa da, sevilen kadından, evrenin düzeninden kuşku duysam da, her şeyin cehennemsi ve lanetli bir kargaşadan başka bir şey olmadığına inansam da yaşardım yine,” der. İvan yaşayacaktır, sevecektir de, “neden olduğunu bilmeden”. Ama yaşamak, davranmaktır da. Ne adına? Ölümsüzlük yoksa, ne ödül vardır ne ceza, ne iyi vardır ne kötü. “Ölümsüzlük olmayan yerde erdem yoktur.” Sonra da şunları söyler: “Yalnız acının bulunduğunu, kimsenin suçlu olmadığını, her şeyin birbirine bağlandığını, her şeyin geçtiğini, her şeyin dengelendiğini biliyorum.” Ama erdem yoksa, yasa da yok demektir: “Her şeye izin vardır.”