Burada haykırdım içimdekileri karanlığa,
Eski taş köprünün üstünde.
Yüzyılların yükünü omuzlarında taşıyan bu köprü,
Benim de kederimi sırtlandı bu gece.
Ay, sulara düşmüş ince bir gümüş çizgi,
Köprünün kemerlerinden süzülen gölgeme dokundu.
Yüzüme baktı, susarak dinledi,
Hiç yadırgamadan, hiç sorgulamadan.
Her taşın arasında geçmişin soluk nefesi,
Atların nal sesleri, kervanların gölgeleri,
Ama şimdi sadece ben varım,
Yorgun bir kalp ve titreyen bir ses.
Ne zaman içimde bir şey olsa,
Yolum buraya düşerdi.
Ay, annem gibi sarardı beni ışığıyla,
Köprü, bir dost gibi sabırla dinlerdi.
Suların derinliğinde kaybolan sözlerim
Belki hiç kimseye ulaşmaz,
Ama ay bilir, köprü bilir,
Benim içimde hangi yangınlar yanar.
Gece uzar, yıldızlar donar gökte,
Ay sessiz bir şahit gibi kalır başucumda.
Ve ben bilirim ki
İnsanı en iyi ay,
Ve susan taş köprü anlar.