Leyla

"Hayır, özgür değilsin," dedi. "Senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden biraz daha uzun; hepsi bu kadar! Senin patron, uzun ipin var, gidip geliyor, kendini özgür sanıyorsun. İpi koparmadın mıydı da..."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ona bakıyor ve bu hayatın gerçekten ne şaşırtıcı bir sır olduğunu, insanların, fırtına tarafından kovalanan sonbahar yaprakları gibi nasıl birleşip ayrıldıklarını ve insanın bakışlarıyla sevdiği kimsenin yüzünü, vücudunu ve el hareketlerini boşuna yakalamaya çalıştığını, birkaç yıl sonra da, gözlerinin mavi mi, yoksa siyah mı olduklarını hatırlamayacağını düşünüyordum. İçimden, "İnsanın ruhu katı bronzdan, çelikten olmalıydı, havadan değil!" diye bağırıyordum.
Mutluluk, borcunu yerine getirmek demektir, borç ne kadar güç olursa, mutluluk da o kadar büyük olur...
"Belki yanılıyorum ama Zorba, sanırım ki, insanlar üç türlüdür: kendi deyişleriyle hayatlarını yaşamayı amaç sayanlar, yani yemeyi, öpmeyi, zengin olmayı, onur kazanmayı... Sonra, kendi hayatlarını değil, bütün insanların bir olduğunu anlarlar ve insanları ellerinden geldiği kadar aydınlatmak, sevmek ve onlara iyilik etmek için savaşırlar. Bir de, bütün evrenin hayatını yaşamayı amaç edinenler var; her şey, insanlar, hayvanlar, bitkiler, yıldızlar; hepimiz bir bütünüz; biz hepimiz aynı korkunç savaşın içindekileriz. Hangi savaş mı? Maddeyi ruha dönüştürme savaşı!.."
"Neden ölüyoruz?" En basit, en bilinen şeyi sormuşlar da, açıklayamıyormuşum gibi utanarak karşılık verdim: "Bilmiyorum Zorba!" Zorba, gözleri dolarak, "Bilmiyorsun!" dedi. Bir gece, raks bilip bilmediğimi sorduğu, benim, "Bilmiyorum..." diye yanıtladığım zaman da aynı biçimde gözleri dolmuştu. Biraz sustu, sonra birden patladı: "Öyleyse, nedir okuduğun o külüstür kâğıtlar? Neden okuyorsun? Bunu söylemiyorlarsa, neyi söylüyorlar?" "Senin bu sorduklarını yanıtlayamayan insanın üzüntüsünü söylüyorlar Zorba!" dedim...