“Seninle aynı dili kullanıyoruz. Senin yapmadığın hiçbir şey yapmadım. Senin köyünde çok dolaştım ben ve sana ait bu geniş mülkün tümünde çocukların yansı sana benziyor, öteki yarısı da kardeşlerine ve oğullarına benziyor! Senin köyündeki ünün neyse benimki de o. Babalarımız ve dedelerimiz de vaktiyle aynı üne sahiptiler. Sırf kızın gelip burada ağladı diye, sanki ben yapılmayacak bir şey yapmışım gibi kınayacak değilsin ya beni! Sen köy kadınlarına tohum serptin diye karın evi terk etti mi hiç?”
Bir oğlan! Olayı kutlamak için kadehler dolduruldu, sonra şeyh, kâhyasına sordu: “Adı ne olacak?” Gerios tam kafasındaki ismi söyleyecekken, efendinin ses tonundan, onun da bir fikri olduğunu anladı; bunun üzerine, “Henüz düşünmedim,” demeyi tercih etti. “Hele bir doğsun diye...”
Kadınlardan biri şatoya giderken azıcık süslenecek olsa o hali, şeyhi tavlamak istemesinden kuşkulanılmaya yeterli oluyordu. Kadın bir anda kabahatli olur, hatta şeyhten bile daha kabahatli görülürdü. Şeyh ise, “yapısı böyle” denerek mazur görülürdü.
Sayfa 12 - PDF'ten okuduğum için sayfa sayısı tam olarak doğru olmayabilir.·Kitabı okuyor
Şamar yiyenin yakınları onu ziyarete gelirdi. Odada çepeçevre otururlar, yastaymışçasına sessiz dururlardı. Sonra da aralarından biri çıkıp bundan yüksünmemek gerektiğini söylerdi. Babasından tokat yemeyen var mıydı ki? Zaten şeyh de böyle bilinmek isterdi. Mülkündeki insanlara, hatta en yaşlılara bile “Ye'bni”-”oğlum!”- veya “Yâ binti!”-”kızım!”- diye hitap ederdi.
Sayfa 10 - PDF'ten okuduğum için sayfa sayısı tam olarak doğru olmayabilir.·Kitabı okuyor