Bir bak bakalım…
Rabbinden başka kim kaldı?
Bir bak bakalım…
İnsanlar senden kaç damla kan, kaç parça ömür tüketti?
Bir bak bakalım…
O’ndan başka gerçekten kimin var?
İşte bu yüzden;
kalbini de yükünü de umudunu da yalnızca O’na bırak.
Bir eşik var…
O eşiği geçince insan artık ne anlatmaya çalışıyor, ne de tutunmak için savaşıyor.
Kalben de ruhen de her şeyi Allah’a bırakıyor.
Bu bir vazgeçiş değil; yorgun bir teslimiyettir.
Çünkü bazen insanın gücü yetmez, duası kalır.
Düşeceksin…
Hatta yere çakılacaksın.
Etrafındaki herkes yok olacak.
Yok olmalılar da…
İşte tam o anda,
Allah’ın sana şah damarından daha yakın olduğunu iliklerine kadar hissedeceksin.
Sonra mı?
Küllerinden değil,
imanından yeniden ayağa kalkacaksın.
Ve bu kez seni insanlar değil,
içindeki sarsılmaz güç taşıyacak.
Geçmişle şimdi arasında bir huzursuzluk hâlimiz var.
Sanki izin versek bazı şeyler düzelecek, içimiz hafifleyecek…
Ama korkuyoruz; çünkü toparlanan her şeyin bir gün yeniden dağıldığını gördük.
Bazen insanın içindeki karışıklık çözülmüyor, sadece sessizleşiyor.