Büyük çoğunluğun, hatta aslında tüm insanların, hangi dünyaya yerleştirilirse yerleştirilsinler mutlu olamayacakları bir yapıya sahip olmaları da bunu doğrulamaktadır. Zira bu tür sıkıntı ve zorluklar ne ölçüde bertaraf edilirse, onlar da o ölçüde can sıkıntısına düşerler; bu defa can sıkıntısından ne ölçüde kaçınılırsa onlar da o ölçüde zorluğa, belaya ve ızdıraba düşerler. Dolayısıyla insanın mutlu bir duruma ulaşması için onu "daha iyi bir dünyaya" nakletmek asla yeterli olmayacaktır; aynı zamanda onda kökten bir değişimin gerçekleşmesi, yani artık olduğu şey olmaktan çıkıp bilakis olmadığı şey haline gelmesi de gerekecektir.