Seyadê Şame,1942 yılında ekonomik bir iş sonucu pasaportsuz olarak İran sınırında yakalanır ve Erzurum cezaevine konulur. Kısa bir dönem sonra tahliye olan Şame, ailesine döndükten sonra çıkan sürgün kararı üzerine Alaca'ya gitmek zorunda kalır. Seyadê Şame'nin ailesi Çorum ilinin Alaca kasabasına sürgün edilmiştir.
Alaca'ya sürgün gelindikten kısa bir süre sonra, ailenin en büyüğü Seyadê Şamê tutuklanır. Seyadê Şame "Devlet aleyhine casusluk yapmak" suçundan tekrardan yakalanıyor ve Erzurum cezaevine konuluyor. Erzurum cezaevinde askerlik yapan Bazid'li bir Asker de var. Ara sıra görüşmeleri de oluyor. Seyadê Şame üç yıl cezaevinde Kaldıktan sonra cezaevinden firar eder. Firar etmesinde Bazid'li askerin rolü var. Bazid'li askerin temin ettiği eye ile, Seyadê Şame hücre penceresinin demir parmaklıklarını keserek cezaevinden firar eder. Bu firar haberi ailesine geldiğinde ailesi inanmıyor, ve şöyle diyorlar; "Na rom xayîne, Wana Seyad kuştine Me dixapînin Dibên fîrare" (Bizleri kandırıyorlar, Seyad'ı öldürmüşlerdir. Kaçamaz)
Erivan radyosuna gitmesine vesile olan Erzurum cezaevinden kaçışı, daha sonra tüm ayrıntıları ile açığa çıkıyor. 1944 yılı kışında Erzurum'dan yürüyerek Türkiye sınırını aşıp İran'a geçer. İran'a iltica eder. İran o dönemler Sovyetlerin işgali altındadır. Sovyetler Birliği, İran'ı 1946'da boşaltıyor. Geri çekilirken orada yaşayan bir çok pasaportsuz, kimliksiz insanı beraberinde Sovyetler Birliğine götürür. Seyadê Şame de bu gidenlerin içindedir. Seyadê Şame oraya gittikten sonra, Sovyetler Birliğinin vatandaşı olur. Orada da Seyadê Şame rahatlığa kavuşmaz. Bu sefer de Türk casusu ithamıyla Sovyetlerde tutuklanıyor ve Sibirya'ya gönderiliyor. On bir yıl Sibirya'daki kamplarda yaşamak zorunda kalır.
Stalin'nin ölümünden sonra çıkarılan af ile