Tartışmalı bir yazar Orhan Pamuk; yaratmak istediği Doğu-Batı sentezi, her ne kadar büyük bir ahenk içinde olsada, okuyucusu ya sever ya da sevmez yazarımızı. Beyaz Kale, onun okuduğum üçüncü kitabıydı. Sevgili yazarımızın okuduğum üç kitabında da kuvvetli metaforlar vardı. Okurken beni adeta eline alıyor, kendine çekiyor. Venedikli’nin esareti, çok güçlü bir metafordu çünkü bu esaret, fiziksel bir zincirin ötesindeydi.Romanın adı, Beyaz Kale, burada harika bir metafor olarak öne çıkıyor; ulaşılması zor bir hedefi, insanın kendi hakikatine yolculuğunu simgeliyor.
Her şeye rağmen, kitaba neden on üzerinden yedi verdiğimi merak edebilirsiniz. Çünkü bitmesini hiç istemedim! Diyalogların kesilmesini asla istemedim, özellikle ayna karşısında birbirlerine bakarken. Onların nefeslerini hissettim, korktum, ürperdim, tıpkı onlar gibi... Ama en çok, Padişah’ın gözünden ikisini birden görmeyi arzulardım. Yazarın dediği gibi: “İnsan, seçtiği hayatı sonradan benimseyecek kadar sevmeli.”