Nereden başlamalıyım anlatmaya? Öğlene doğru bitirdim bugün kitabı ve şu an saat 21.41, bilgisayar başına geçip yazıyorum. Bu saate kadar okulda işlerimi, derslerimi bitirdim, iki bölüm dizi izledim ama "995 km" aklımdan bir an bile çıkmadı. Düşünmeden edemediğim bir saat dilimi olmadı.
Kitabı beğendim, çok beğendim diyemiyorum; bayıldım da demiyorum ama kesinlikle beğendim. Bu cümle ilk bakışta olumsuz gibi durabilir ama aslında vasat ya da vasat üstü demek istemiyorum. Belki şöyle demek daha doğru olur: Sevgili Murathan Mungan'ın çizdiği rotayı yıllarca, tam tamına 16 yıl boyunca gidip geldim ve hem de çoğunlukla otobüsle. Doğduğum yıldan ergenliğimin ortalarına kadar bu yolculuklar sürdü. Yolları ezbere bildiğimi söyleyebilirim.
Çocukken bu yüzden hep "otobüs şoförü olacağım" derdim, hatta hayalimdi. Kitabın başından itibaren kendimi o otobüsün içinde buldum; tekrar o yollarda olmak, eskiden kokusunu bildiğim o yolları solumak tekrardan çok hoşuma gitti.Fakat bunu kitabın birinci bölümünde daha çok hissettim.
Kitap iki bölümden oluşuyor. İkinci bölüm, ilk bölümün ardından sanki yolculuğu hızlandırdı. İşte bu, benim için kitabı çok sevmeme engel olan yegâne sebep oldu. Yazarımızın kalemi çok kuvvetli, bu yüzden hikayenin biraz daha uzatılmasını isterdim. Karakterler ve anlatım tarzı çok iyiydi çünkü. Gazeteci ekiple daha çok vakit geçirmek o sohbetlerin içindeki gizemde daha çok bulunmak isterdim, özellikle otobüsün her molasından sonra. Belki de kitabın devamı gelir, umut etmek istiyorum.
Okumanızı tavsiye eder miyim? Kesinlikle evet!