“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz.Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz.
Sonsuza dek.
Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir.“
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol
İnancın nasıl bir “uyuşturucuya" dönüştürülebileceğini, sorgulamayı yok eden mekanik bir itaat düzeninin nasıl kurulabileceğini ve bunun arkasındaki korkutucu psikolojiyi tüm katmanlarıyla gösteriyor. Yükselişin ardındaki nedenleri, niçin böyle bir yola çıkıldığını görürken yer yer insanın içi burkuluyor.
Roman, yola birlikte çıkan üç arkadaşın; Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’ın kesişen hayatlarını da yüzeysel işlese de. Gençliklerinde birbirlerine verdikleri sözleri, unuttuklarını sandıkları bağları ve sonrasında farklı yönlere savrulan kaderleri, hikâyeye hem tarihsel hem duygusal bir derinlik katıyor.
Kitap hakkında söylenecek çok şey var, fakat en doğrusu onu bizzat elinize alıp okumak. Çünkü anlatılan dünyanın ağırlığı, karakterlerin iç gerilimleri ve kurulan düzenin karanlığı, ancak sayfaların içinde yavaş yavaş hissedildiğinde gerçek etkisine ulaşıyor.