Cem Vardar

Kölelik düzeni üzerine
Kölelik, eski dünyanın her yerinde yaygındı ve yüzyıllar boyunca Avrupa, Afrika, Ortadoğu ve Asya'daki büyük küçük tüm devletler payına düşeni almıştı. Akdeniz'de, müslüman köleliği birçok önemli açıdan hristiyan köleliğinden farklıydı. İslam'da kölelik kalıtsal değildi, geçiciydi ve köleler kendi aileleriyle bağlarını koparmak zorunda değildi. Çoğu zaman müslüman dünyasındaki köleler, kaba işçilik ve ev işleri yerine tarım, madencilik, ulaşım ve benzeri alanlarda görev yaptılar. Osmanlı İmparatorluğu'nda ve aslında tüm müslüman tarihi boyunca kölelik anlayışının temelinde, onun yukarı doğru bir sosyal geçiş işlevi görmesi vardır. Yeniçeri Ocağı -imparatorluğun en itibarlı askeri kadrosu- genellikle Balkan köylerinde doğmuş olan adamlardan oluşuyordu. Bu adamlar için, erken yaşta özgürlüklerini kaybetmek yürek burkan bir durum olsa da kökenini unutmak onlara yeni bir tür özgürlük sunuyordu, ailesini ve vatanını kaybetmenin acısından kurtulma ve mevcut konumlarının beklentilerine odaklanma...
Sayfa 184 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sultan Selim, Kolomb gibi korsan değildi. Osmanlı egemenliğini, fetihten önce var olanı silerek değil, daha çok düşman tebaaları bünyesine katarak ve mevcut kurumları Osmanlı yöntemiyle yeniden şekillendirerek dayattı. Tüm hayatı boyunca imparatorluk yönetimiyle kuşatılmış biri olarak idareciliği öğrendi ve tecrübeler edindi. Adalet dairesinde yerleşik olan karşılıklılık kuralı anlayışıyla ve annesinin ileri görüşlü stratejisiyle bilgi sahibi olarak etrafındaki dalgalı sosyal ve politik sularda nasıl yolunu bulacağını anladı. Başarısı birçok açıdan, mizaç ve ilgiyle olduğu kadar sınıf ve yetiştirilmeyle de alâkalıydı.
Sayfa 182 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
1492 ile 1506'da Kolomb'un ölümüne kadar, hem o hem de Selim, imparatorluklarının sınırında görev yaptılar. Genellikle birlikte düşünülmeyen iki bölge olan Hispanyola ve Trabzon'u karşılaştırmak, bu erken dönem modern devletlerin yönetim felsefesindeki bazı temel farklılıkları aydınlatır. Avrupa hastalıklarıyla yok edilmeyen Amerikan yerli halkları da Şartlarda (Requerimiento) belirtildiği gibi, hristiyanlığın kılıncından geçirildi. İspanyol yönetiminin Amerika'da gerçekleştirdiği kıyım, hem Kolomb'u batıya gönderen başlangıçtaki Haçlı seferleri ruhundan hem de fethedilen halkların boyun eğmesini talep eden siyasi ideolojiden kaynaklanıyordu.
Sayfa 182 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Zımmi statüsü ve İspanya'nın mukabil taklidi
Neredeyse bütün Müslüman devletler yahudileri, hristiyanları ve diğer gayrimüslimleri "zımmi" olarak değerlendiriyordu. Zımmilere belli yükümlülükler karşılığında belli haklar verildi, yükümlülüklerin en önemlisi de "cizye" ödemesiydi. Bu bir mülkiyet veya ticaret vergisi değil, kişisel bir vergiydi, Müslüman bir devlette gayrimüslim olmanın getirdiği bir vergiydi. Kuşkusuz bu aşağılayıcı bir boyun eğmeyi temsil ediyordu. Yine de gayrimüslim vergi mükellefi ile Müslüman hükümdar arasında bir anlaşmanın altını çiziyordu: cizye ödemesi karşılığında, hükümdar zımmilerin ibadet özgürlüğü ve her toplumun dini kurallarının alenen uygulanması haklarını korumakla yükümlüydü. İspanya'nın kanlı engizisyonunun aksine, Müslüman yönetimlere gayrimüslimlerin dinlerini ölüm korkusu olmadan yaşamasına izin verdiler...
Sayfa 179 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ى مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ‌ـ﴿٥٥‌ـ﴾ 55- Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ‌ـ﴿٥٦‌ـ﴾ 56- İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak. وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ‌ـ﴿٥٧‌ـ﴾ 57- İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez. ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَك۪يمِ‌ـ﴿٥٨‌ـ﴾ 58- (Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz. اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ‌ـ﴿٥٩‌ـ﴾ 59- Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi. {Hz. Âdem'i topraktan, anasız ve babasız yaratan Allah, İsa'yı da babasız olarak yaratmıştır. Yukarıda meâli geçen âyet, Allah'ın kudretinin sonsuzluğu yanında, Hz. Meryem'in de iffetli olduğunun bir ifadesidir.} **اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُنْ مِنَ
Din
Reklam