Cem Vardar

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ‌ـ﴿٤٥‌ـ﴾ 45- Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır. {Mesîh, İbrânîce bir kelime olup aslı "meşîh"tir. Hz. İsa'nın bir lakabıdır ve "mübarek" anlamına gelmektedir.} وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِى الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ‌ـ﴿٤٦‌ـ﴾ 46- O, sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak. {Nitekim Meryem sûresinin 27-33. âyetlerinde ifade buyurulduğu gibi, Hz. Meryem, Hz. İsa'yı dünyaya getirince, onun iffetinden şüphelenen kavmine karşı, daha yeni doğmuş olan Hz. İsa, Allah'ın kudretiyle konuşmaya başlamış ve kendisinin Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu, kendisine Kitap verildiğini, Allah tarafından mübarek kılındığını... anlatmıştır.} قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ى وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ى بَشَرٌۜ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ‌ـ﴿٤٧‌ـ﴾ 47- Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir. وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ‌ـ﴿٤٨‌ـ﴾ 48- (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek. (Âl-i İmran 45-48 ayetler ve mealleri)
Din
Reklam
Kolomb'u yiyip bitiren şey
Bir yönetici olarak Kolomb büyük ölçüde başarısız oldu. Bürokrasi ya da saray için kâr elde etmeyi önemsemedi. Büyük Han'ın sarayına ulaşmak ve Kudüs'ün fethine para sağlayacak altını bulmaya odaklanmak için sıradan sorumluluklarından çaresizce kurtulmaya çalıştı ve Ferdinand ile İsabella'ya yeni sömürgeleri yönetmeleri için yargıçlar, yerlilere din değiştirtmeleri için rahipler göndermeleri için ısrarcı oldu. Daha büyük görevine o kadar odaklanmıştı ki dört yolculuğununda onunla birlikte yelken açan tüm adamları, Küba'dan Asya olduğuna inandıklarına dair ifadeleri imzalamaya zorladı ve Büyük Han ve Nesturilerle iletişim kurmasına yardımcı olması için tercümanlar getirmeye devam etti. Son yıllarını, dünyanın hristiyanlığa geçişine öncülük edecek bir İspanyol mesih figürü hakkında bir kehanet kitabı derlemekle geçirecekti...
Sayfa 172 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Kolomb'un iç dünyası
Kolomb ve onun neslindeki diğer kâşiflerin hikâyesi, su götürmez birer haçlı seferidir. Bu denizciler açıkça seferlerinin çoğunu dini terimlerle, Hristiyan âlemi ve İslam arasındaki küresel medeniyet savaşına önemli katkılar olarak tanımladılar. Dönemindeki her Avrupalı gibi, Kolomb içtiği suya bile karışmış olan bu haçlı seferi coşkusuyla büyüdü. Kolomb'un tüm seyahatlerindeki -Atlantik'i aştığı seyahatten öncekilerde bile- müslüman karşıtı haçlı seferinin rolünü anlamadan bunun sonuçlarını sağlam bir mantıkla açıklayamayız. Başlarda Akdeniz'deki uluslarası ticaret seyahatlerinin, sadece büyürken edindiği tecrübeler ve denizcilik eğitimi açısından değil, ayrıca İslam'ın küresel gücü ve etki alanı konusunda öğrendikleri açısından da faydalı olduğu açıktı...
Sayfa 129 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı İmparatorluğu'nun etki alanındaki bir Yunan adasından damla sakızı getiren bir İtalyan ile -Çin'den geldiğine dair yanlış yorumlanan- tahta araçların üzerinde doğuya süzülen iki Amerikan yerlisi cesedi arasında İrlanda'da geçen bu karşılaşma alışılmadık olduğu kadar tarihî açıdan da önemlidir de. Galway'deki bu "Hıtaylı adamların" varlığı, Kolomb'u Atlantik boyunca Avrupa ve Asya arasında mesafenin zannedilenden daha az olduğuna ikna etti. Eğer iki ceset okyanusu geçebildiyse, bunu muhtemelen o da yapabilirdi.
Sayfa 126 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Kolomb'un Galway'de gördüğü insanlar muhtemelen Amerikan yerlileriydi, belki de tahta kayak ya da umiak* kullanan Inuit veya Yupik** halkındandı. Kolomb'un okyanusu aşamasından çok uzun zaman önce, birçok Amerikan yerlisi, Avrupa ve Afrika'ya doğru Atlantik akıntılarını geçmişti. Her temmuzda Kanada ve Grönland arasındaki Davis Boğazı buz dağları, kütükler ve suya yakalanan diğer her şeyi Kuzey Atlantik'e döker, buradaki güçlü akıntılar da her şeyi doğuya taşır. Kolomb Ağustos ayında Galway'deydi, yani zamanlama bu iki cesedin "Hıtaylı adamlar" -Hıtay, o dönemde Çin veya daha genel olarak Asya'nın bazı bölgeleri için kullanılan tarihi bir terimdi- olarak "tanınacak" kadar iyi durumda olmasının nedenini açıklıyor gibi.
Sayfa 126 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam