Cem Vardar

....On üçüncü yüzyıldaki Moğol istilasından kaçarken Orta Asya'dan batıya doğru sürülen Karamanoğulları, Anadolu'da Osmanlı yönetiminin vergilerine direnen birkaç büyük beylik arasındaydı. Orta Asya miraslarıyla gurur duyan, hızlı atları ve süslü halılarıyla meşhur Karamanoğulları, kendilerine özgü miğferleri ve uzun sakallarıyla ufukta göründüklerinde korkutan figürlerdi. Kaleleri antik bir Orta Güney Anadolu şehri olan Laranda'daydı, adını Karaman olarak değişirtirdiler... Karaman ile Trabzon arasındaki sekiz yüz kilometreden fazla alana uzanan bölge Anadolu'nun en zorlu bölgelerinden biriydi: sarp kayalıklar, dar dağ geçitleri, sert rüzgâr, yenebilir az bitki örtüsü. Arazi ve mesafenin göz korktucu engellerine rağmen Selim, ailesinin karmaşık hanedan politikasını yönlendirerek Karamanoğullarıyla ittifak kurmaya başardı.
Sayfa 101 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Trabzon'da, Kürtlerin tarihi gücünün temelinin belirdiği yıllara doğru Selim Kürtlerle yakınlaşmayı başardı. Bölgede otoriteyi ve nisbeten sakinliği korumak için Kürt aşiret reisleriyle anlaşmalar yaparak diğer Osmanlı yetkililerinin kılıcı çektiği yerlerde onlara avantajlar sağladı. Karşılığında ona biat ettiler. İşbirliğinin neredeyse her zaman zor kullanmaktan daha güçlü olduğu kanıtlandı, böylece -Osmanlıların müzakere edilen her anlaşmasında olduğu gibi- Selim ve çeşitli Kürt gruplar karşılıklı olarak en büyük faydayı sağlayacakları bir düzenlemeye vardılar. Aşiret liderleri imparatorlukla açık bir iletişim yolu, maddi karşılıklar ve yerel özerklik alanları kazandı. Şehzade Selim ve onun esas hedefi için en önemlisi, Kürtler ona imparatorluğun yerleşik ordusunun dışında silahlı insan gücü sundu.
Sayfa 100 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Realpolitik
Selim'in desteğinin bir ayağı, imparatorlukta sıklıkla kötü görülen azınlıklardan bazılarıyla olan ortaklığıydı. Selim Trabzon'un sınırlarında, bölgenin güçlü azınlık gruplarıyla işbirliği yapmanın hayati önemini fark etti; imparatorluğun sadece doğudaki girişimlerinin başarısı için değil, kendi başarısı için de. Bu başarı, 19. yüzyılda realpolitik diye bilinen kaideye dayanıyordu. İmparatorluk gelişmek için bünyesindeki çeşitli etnik gruplara ihtiyaç duyuyordu ve bu söz konusu grupların da imparatorluğun desteğine ihtiyacı vardı. Doğu ve Orta Anadolu'daki baskın etnik gruplar Kürtler ve Karamanoğulları idi...
Sayfa 99 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Sınırdaki Güç
1487'de Trabzon'da görevlendirilmesi ve yedi yıl sonra Süleyman'ın doğumu arasındaki sürede, Selim ve annesi imparatorluğun Gülbahar'ın vakfı, Trabzon'un çoğunluğu olan Yunan ortodoks nüfusunun hayatının müslüman Osmanlı yönetimi altında, ortodoks Bizans İmparatorluğu'ndakinden çok daha iyi olduğunu göstermişti. Gerçekten de Osmanlıların hükmetmeye geldiği neredeyse her yerde yerel halk Osmanlı sisteminin sağladığı avantajları görürdü: ibadet özgürlüğü, düşük vergiler, askerî koruma, sosyal istikrar ve serbest ticaret akışı.
Sayfa 97 - Epsilon Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Esma-i İlahiyenin en cem'iyetli âyinesi cismaniyettedir. Ve hilkat-i kâinattaki makasıd-ı İlahiyenin en zengini ve faal merkezi cismaniyettedir. Ve ihsanat-ı Rabbaniyenin en çok çeşitleri ve rengârenkleri cismaniyettedir. Ve beşerin ihtiyacat dilleriyle Hâlık'ına karşı dualarının ve teşekküratının en kesretli tohumları yine cismaniyettedir. Maneviyat ve ruhaniyat âlemlerinin en mütenevvi çekirdekleri yine cismaniyettedir. Bunlara kıyasen, yüzer küllî hakikatlar cismaniyette temerküz ettiğinden, Hâlık-ı Hakîm zemin yüzünde cismaniyeti çoğaltmak ve mezkûr hakikatlere mazhar eylemek için öyle sür'atli ve dehşetli bir faaliyetle kafile kafile arkasına mevcudata vücud giydirir, o meşhere gönderir. Sonra onları terhis eder, başkalarını gönderir. Mütemadiyen kâinat fabrikasını işlettirir. Cismanî mahsulâtı dokuyup, zemini âhirete ve Cennet'e bir fidanlık bahçesi hükmüne getirir. Hattâ insanın cismanî midesini memnun etmek için, o midenin hal diliyle bekasına dair duasını kemal-i ehemmiyetle dinleyip kabul ederek fiilen cevab vermek için, hadsiz ve hesabsız ve yüzbinler tarzlarda ve binler çeşit çeşit lezzetlerde gayet san'atlı taamları ve gayet kıymetli nimetleri cismaniyete ihzar etmek, bedahetle ve şeksiz gösterir ki; dâr-ı âhirette Cennet'in en çok ve en mütenevvi' lezzetleri cismanîdir. Ve saadet-i ebediyenin en ehemmiyetli ve herkesin istediği ve ünsiyet ettiği nimetleri cismanîdir. (Onbirinci Şua/Sekizinci Mes'elenin Bir Hülâsası)
Din
Reklam