Cem Vardar

Evet dine teması olan her şey, dinden olması lâzım gelmiyor. Ve İslâmiyet'le imtizac eden her bir madde, İslâmiyet'in anasırından olduğunu kabul etmek, unsur-u İslâmiyet'in hâsiyetini bilmemek demektir. Zira kitab ve sünnet ve icma' ve kıyas olan anasır-ı erbaa-i İslâmiye, böyle maddeleri terkib ve tevlid etmez. (Birinci Makale/Sekizinci Mes'ele) Muhakemat-79
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dedeağaç limanı kuruluş aşamasında..
Şark Demiryolları'nın liman ve istasyon kuruluşu için bugünkü Dedeağaç'ın bulunduğu konumun seçilişinin ilginç bir hikâyesi vardır. 1869 yılında Baron Maurice de Hirsch'e verilen demiryolu imtiyazı inşaat malzemelerinin Ege kıyılarından iç bölgelere taşınması amacıyla Kuleliburgaz'dan başlayarak Ege Denizi yakınındaki Enez limanına kadar İstanbul-Viyana demiryolu hattına bir şube inşa edilmesini de hükme bağlar. Yüklenici firmanın mühendisleri Edirne'nin antikiteden beri limanı olan Enez çevresinde incelemelerde bulundular. Enez limanında denizin sığ olmasi ve Meriç Nehri deltasında alüvyon birikmesi nedeniyle, Enez'deki doğal koşulların demiryolu ve liman yatırımlarının gelişmesini ve verimli bir biçimde işletilmesini sınırlayacağını gözlemlediler. Alternatif olarak bu tesislerin nehir deltasının yaklaşık on beş km batısındaki Dedeağaç bölgesinde kurulmasını önerdiler. Raporun sunulmasının ardından Osmanlı yetkilileri teklifi inceleyip onayladı. Nihayet bir padişah iradesi ile hattın Ege kıyılarındaki son noktası, 30 Haziran 1870'te Enez'in yerine Dedeağaç mevkii oldu. Aslında bu karar ilk bakışta pek çok kişiye tuhaf gelmişti, zira yüzyıllar boyunca geleneksel olarak Enez, Edirne ve çevresinin doğal limanıydı. Ancak fiziki koşullar tasarlanan liman işletmesinin orada kurulamayacağını ortaya koyduğundan, teknik zorunlulukların böyle bir tercih değişikliğini gerekli kıldığı açıktır. Sorun, Enez limanının Meriç'in getirdiği alüvyonla dolması ve oldukça sığlaşmış olmasıydı. Dolayısıyla zemin temizlenmeden büyük tonajlı gemilerin yanaşması mümkün olamazdı...
Sayfa 187 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Dedeağaç
Dedeağaç kasabası otuz yıl öncesine kadar küçük bir limandı. Daha sonra buranın öneminin artması sancak merkezine dönüşmesini gerektirmiştir. Yavaş yavaş insanlar buraya yerleşti ve kasaba fiziksel olarak genişleyerek bugünkü mükemmel durumuna kavuştu. Burada, büyük şehirlerdeki gibi sokaklar çok geniştir ve mimari düzeni ilmi esaslara dayanmaktadır. Binalar bakımlı görünüyor ve her biri aynı mimari tarzda inşa edilmiş ve şehrin genel vaziyeti refah ve ilerlemeyi yansıtıyor... Selanik'e yakın zamanda yapılan demiryolu bağlantısı şehrin ziyaretçi sayısını arttırdı, dolayısıyla yerel oteller her zaman kalabalık oluyor. Hasan Pertev,Gazeteci (1897)
Sayfa 182 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Edirne Karaağaç tren istasyonu
İnşaatın ilk etabında, coğrafi koşulların elverişliliği nedeniyle çalışmalar hızlı ilerledi. 17 Haziran 1873'te İstanbul-Edirne-Sarımbey demiryolu hattı açıldı. The Times'ın Edirne muhabiri, "Edirne ve İstanbul Demiryolu" başlığıyla bu etkinliği şöyle müjdeliyordu: O gün Edirne'de şenlik vardı. Önceki gün sabah saatlerinde sadrazam ve diğer nazırlarla birlikte yola çıkan tören vagonu, ertesi akşam Edirne'ye ulaştı. Hat boyunca halk büyük bir coşku gösterileri sergiledi. Demiryolu inşaatından sadrazam ve nazırlar çok memnundular.
Sayfa 180 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Edirne 1911
Britannica ansiklopedisi'nin 1911 tarihli 11. baskısında şehir merkezi tasvir ediliyor: Görünüşte tamamen Şark'a özgü; dar, dolambaçlı sokaklarla sıralanmış, birkaç tane iyi binayla birlikte sıradan, düzensiz ahşap binalar yığını. Bunlardan en önemlileri, sanat okulu[sanayi mektebi], İdadi mektebi, Yahudi cemaat okulu; Zappeion Rum koleji; Osmanlı Bankası, Tütün rejisi, bir yangın kulesi, bir tiyatro; şehir valisi için saraylar, İkinci Ordu için yapılan yapılar; iyi görünümlü bir dizi kışla, bir askeri hastane ve bir Fransız hastanesi. Daha önceki zamanlardan yapıların en seçkinleri ise, eski ve yarı yıkık bir padişah sarayı olan eski saray, Ali Paşa çarşısı ve onaltıncı yüzyıldan kalma Sultan II. Selim'in yaptırdığı Türk mimarisinin muhteşem bir örneği olan bir camidir.
Sayfa 170 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı