Cem Vardar

Yönetim faktörü/ Kapitalizasyon ilişkisi
Graham'in 1960'larda kimya ve petrol şirketleri hakkındaki görüşleri neredeyse her zamana ve her sanayiye uygulanabilir. Wall Street'in herhangi bir sektörün geleceğine ilişkin görüş birliği çoğu zaman ya fazla iyimser ya da fazla kötümserdir. Daha da kötüsü, görüş birliği hisse senetleri aşırı yüksek fiyatlı olduğu zaman keyifli, en düşük fiyatlı olduğu zaman hüzünlüdür. Doğal olarak, en yakın geçmişteki örnek geleceklerinin çok parlak görüldüğü 1999 ve 2000 başlarında rekorlar kıran ve sonra 2002 boyunca çöken teknoloji ve telekomünikasyon hisse senetleridir. Tarih Wall Street'in "uzman" tahminlerinin 1) bir bütün olarak piyasayı 2) sanayi sektörlerini ve 3) özgül hisse senetlerini tahmin etmede aynı derecede beceriksiz olduklarını kanıtlar. Graham'in ileri sürdüğü gibi münferit yatırımcılarının daha iyi yapma ihtimali iyi değildir. Akıllı yatırımcı kendisi dahil herhangi birinin tahmininin kesinliğine bağımlı olmayan kararlar vererek başarılı olur.
Sayfa 332 - Epsilon yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَۙ‌ـ﴿٣٨‌ـ﴾ وَمَا لَا تُبْصِرُونَۙ‌ـ﴿٣٩‌ـ﴾ 38-39- Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۚ‌ـ﴿٤٠‌ـ﴾ 40- Hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür. {Sözün asıl sahibi, şüphesiz Cenab-ı Allah'tır. Elçi (peygamber veya Cebrail) aracılığı ile tebliğ edildiğinden, "söz" elçiye nisbet edilmiştir.} وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۜ قَل۪يلًا مَا تُؤْمِنُونَۙ‌ـ﴿٤١‌ـ﴾ 41- Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz! وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۜ قَل۪يلًا مَا تَذَكَّرُونَۜ‌ـ﴿٤٢‌ـ﴾ 42- Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de az düşünüyorsunuz! تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ‌ـ﴿٤٣‌ـ﴾ 43- (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْاَقَاو۪يلِۙ‌ـ﴿٤٤‌ـ﴾ 44- Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, لَاَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَم۪ينِۙ‌ـ﴿٤٥‌ـ﴾ 45- Elbette onu kıskıvrak yakalardık. ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَت۪ينَۘ‌ـ﴿٤٦‌ـ﴾ 46- Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık). فَمَا مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ عَنْهُ حَاجِز۪ينَ‌ـ﴿٤٧‌ـ﴾ 47- Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız. وَاِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ‌ـ﴿٤٨‌ـ﴾ 48- Doğrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir öğüttür. وَاِنَّا لَنَعْلَمُ اَنَّ مِنْكُمْ مُكَذِّب۪ينَ‌ـ﴿٤٩‌ـ﴾ 49- İçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz. وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِر۪ينَ‌ـ﴿٥٠‌ـ﴾ 50- Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasıdır. وَاِنَّهُ لَحَقُّ الْيَق۪ينِ‌ـ﴿٥١‌ـ﴾ 51- Ve o, gerçekten kat'î bilginin ta kendisidir. فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ‌ـ﴿٥٢‌ـ﴾ 52- O halde, ulu Rabbinin adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et. __(Hakka Suresi 38-52. Ayet
Din
Manastır'ın ekonomik kapasitesi
Dolayısıyla 1890'lı yıllarda şehrin ekonomik kapasitesini önemli ölçüde artıran demiryollarının gelişiydi. Nakliye süresinin kısalması ve birim başına maliyetlerini düşmesi yerli üretimi belli bir seviyeye yükseltti. Aynı zamanda yeni işleri de beraberinde getirdi. Avrupa ile artan ticaret nedeniyle Avrupai etkiler şehir yaşamının her alanında ortaya çıktı ve şehir hızlı bir dönüşüm sürecine girdi. Manastır, daha tamamlanmadan demiryollarından yarar sağlamaya başlamıştı; zira daha inşaat aşamasında 6000 kadar işçiye iş sağlandı ve demiryolu tamamlandığında tüccarlar işlerini yürütmek için Prilep gibi eski pazar merkezinden Manastır'a taşındı... Şehrin başlıca ithalat ürünleri pamuk, pamuk ipliği, yün ipliği, tekstil ürünleri, deri, pirinç,un, demir ürünleriydi; başlıca ihracat ürünleri ise tahıllar ve diğer tarım ürünleri ile kürk, kumaşlar, postlardı. Yerel girişimciler, 1907 yılı sonunda tarımsal üretimi arttırmak için Manastır yakınlarında dört adet buharlı un değirmeni inşa ettiler. Ayrıca bir tabakhane ve iplik fabrikası vardı. Ayrıca çorap ve halı yapımı önemli ev endüstrisi kalemlerindendi. Yirminci yüzyılın başında ticaretinin yıllık değeri yaklaşık 400.000 sterlin civarındaydı.
Sayfa 154 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Manastır'ın dezavantajlı durumu
1880"li yılların başında Osmanlı topraklarında yeni bir ulaşım teknolojisi olarak demiryolunun ortaya çıkması Manastır ticaretini dolaylı olarak etkilemiştir. Bu bağlamda Selanik-Üsküp hattının 1873 yılında hizmete açılması Manastır'ı da etkilemiştir. Hat tamamlandığında Üsküp bundan ekonomik açıdan istifade edebilmişti. Özellikle de Viyana'ya giden bir demiryolu hattının kavşağı haline geldiği 1888'den sonra kazanımları daha da artmıştı. Manastır'ı Selanik'e bağlayan bir demiryolu hattı 1850'lerin sonundan beri gündemde olsa da uzun yıllar boyunca teknik tartışmalardan hiçbir şey çıkmadı. Dolayısıyla Manastır 1870'lerden sonra hep Selanik'in ekonomik hinterlandında kaldı. Manastır'ın büyümesi, Selanik'e demiryolu bağlantısının uzun süre beklenmesi nedeniyle olumsuz etkilendi ve Üsküp karşısında üstün konumunu kaybetti... Yine de, 1880'lerin ortalarında gelindiğinde Manastır, Makedonya ve Arnavutluk'un ticaret merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürdü. Ancak hiçbir dönemde ticari ve sınai kapasitesi Selanik'le rekabet edemedi, çünkü Selanik liman tesisi ve demiryolu hizmeti avantajını Manastır'dan çok daha önce kullanmıştı.
Sayfa 153 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ey Rahmanürrahîm! Ey Sadıku'l-Va'di'l-Emin! Ey Mâlik-i Yevmiddin! Senin Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ının talimiyle ve Kur'an-ı Hakîm'inin irşadıyla anladım ki: Madem kâinatın en müntehab neticesi hayattır.. ve hayatın en müntehab hülâsası ruhtur.. ve zîruhun en müntehab kısmı zîşuurdur.. ve zîşuurun en câmii insandır.. ve bütün kâinat ise, hayata müsahhardır ve onun için çalışıyor.. ve zîhayatlar, zîruhlara müsahhardır, onlar için dünyaya gönderiliyorlar.. ve zîruhlar, insanlara müsahhardır, onlara yardım ediyorlar.. ve insanlar fıtraten Hâlık'ını pek ciddî severler ve Hâlık'ları onları hem sever, hem kendini onlara her vesile ile sevdirir.. ve insanın istidadı ve cihazat-ı maneviyesi, başka bir bâki âleme ve ebedî bir hayata bakıyor.. ve insanın kalbi ve şuuru, bütün kuvvetiyle beka istiyor.. ve lisanı, hadsiz dualarıyla beka için Hâlık'ına yalvarıyor; elbette ve herhalde, o çok seven ve sevilen ve mahbub ve muhib olan insanları dirilmemek üzere öldürmekle, ebedî bir muhabbet için yaratılmış iken, ebedî bir adavetle gücendirmek olamaz ve kabil değildir. Belki başka bir ebedî âlemde mes'udane yaşaması hikmetiyle, bu dünyada çalışmak ve onu kazanmak için gönderilmiştir. Ve insana tecelli eden isimlerin, bu fâni ve kısa hayattaki cilveleriyle âlem-i bekada onların âyinesi olan insanların, ebedî cilvelerine mazhar olacaklarına işaret ederler. Evet ebedînin sadık dostu, ebedî olacak. Ve bâkinin âyine-i zîşuuru, bâki olmak lâzım gelir. (Münâcat) Lemalar - 369
Din