Cem Vardar

... Hem bu muvakkat handa ve fâni misafirhanede ve kısa bir zamanda ve az bir ömürde, eşcar ve nebatatın elleriyle, bu kadar kıymetdar ihsanlar ve nimetler ve bu kadar fevkalâde masraflar ve ikramlar işaret belki şehadet eder ki: Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm, bütün ettiği masrafı ve ihsanı, kendini sevdirmek ve tanıttırmak neticesinin aksiyle, yani bütün mahlukat tarafından "Bize tattırdı, fakat yedirmeden bizi i'dam etti" dememek ve dedirmemek ve saltanat-ı uluhiyetini ıskat etmemek ve nihayetsiz rahmetini inkâr etmemek ve ettirmemek ve bütün müştak dostlarını mahrumiyet cihetinde düşmanlara çevirmemek noktalarından, elbette ve her halde ebedî bir âlemde, ebedî bir memlekette, ebedî bırakacağı abdlerine, ebedî rahmet hazinelerinden, ebedî Cennetlerinde, ebedî ve Cennet'e lâyık bir surette meyvedar eşcar ve çiçekli nebatlar ihzar etmiştir. Buradakiler ise, müşterilere göstermek için numunelerdir. (Münâcat) Lemalar - 367
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
....Hem bu dünya hanında misafir yolcular için, koca dağları levazımatlarına ve istikbaldeki ihtiyaçlarına muntazam ihtiyat deposu ve cihazat anbarı ve hayata lüzumu olan çok definelerin mükemmel mahzeni olmak cihetinde işaret, belki delalet, belki şehadet eder ki; bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâni'in, elbette ve herhalde, çok sevdiği o misafirleri için, ebedî bir âlemde, ebedî ihsanatının ebedî hazineleri vardır. Buradaki dağlara bedel, orada yıldızlar o vazifeyi görürler. (Münâcat) Lemalar - 365
Din
...Hem zeminde kısa bir zamanda hadsiz vazifeler gören ve hadsiz bir zaman yaşayacak gibi istidad ve manevî cihazat ile techiz edilen ve zemin mevcudatına tasarruf eden insan için, bu talimgâh-ı dünyada ve bu muvakkat ordugâh-ı zeminde ve bu muvakkat meşherde; bu kadar ehemmiyet, bu hadsiz masraf, bu nihayetsiz tecelliyat-ı rububiyet, bu hadsiz hitabat-ı Sübhaniye ve bu gayetsiz ihsanat-ı İlahiye, elbette ve herhalde bu kısacık ve hüzünlü ömre ve bu karışık kederli hayata, bu belalı ve fâni dünyaya sığışmaz. Belki ancak başka ve ebedî bir ömür ve bâki bir dâr-ı saadet için olabildiği cihetinden, âlem-i bekada bulunan ihsanat-ı uhreviyeye işaret, belki şehadet eder. (Münâcat)Lemalar
Din
Manastır'ın ilk gelişim yılları
1835 baharında şehir merkezininin önemli bir kısmı yandı. Her ne kadar, bu olay gerçekten bir felaket olsa da, yangın bundan daha iyi bir zamanda gelemezdi. Bu, Manastır'ın kentsel reformlar çizgisinde yeniden inşa edilmesine olanak sağladı. Böylece Manastır, yangının ardından kapsamlı bir kentsel dönüşüme uğradı. 1838'e gelindiğinde işler zaten çarpıcı biçimde değişmişti. O yıl, Alman gezgin Joseph Müller yanık bir duvarla karşılaşmadı ya da dar sokaklardan bahsetmedi, bunun yerine Manastır'ın merkez bölgesinin "eş merkezi olarak uzanan dört görkemli cadde" ile süslendiğini belirtti. Daha sonra 1848'de Edward Lear, "sokakların genişliği ve kaldırımlarının iyi olduğunu" ve "mekânın düzgünlüğünü ve temizliğini çok hoş bulduğunu" belirterek değişikleri olumladı.
Sayfa 146 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Manastır şehri
19. Yüzyılda pek çok seyyah şehri ziyaret ederek izlenimlerini okuyucuları için not etmiştir. Pek çok "Şark" şehri için olduğu gibi, bu yazarlar arasında şehre ve sakinlerine yaklaşımlar çarpıcı biçimde farklıydı: Bazıları egzotik Doğu'nun pitoresk, el değmemiş, kendine özgü karakterini görmekten yanaydı; öte yandan diğerleri karşılaştıkları şeyleri küçümser bir tavırla değerlendirip, ötekileştirmekte ya da hafife almaktaydılar. Sonuçta, anlatım çeşitliliği belli bir duygusallık ve Avrupa şehirlerinde görmeye alışık oldukları şeyleri "Doğu"da görmeyi hayal ettikleri şeylerle karşılaştırma yönünde üstü kapalı bir çaba sergiliyorlardı...
Sayfa 145 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı