Mehmet Yılmaz

Mehmet Yılmaz
@SlapMemo7
21 yaşında kendi halinde birisi
Hayal kırıklığı
7/10
·176 syf.··
2026 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 05:07
Öncelikle size önerim hiç bir şekilde spoiler yemeden bu seriyi okumanız olacaktır. 6.5/10 (Bu inceleme spoiler içermektedir!) Ben spoiler yediğim için ana karakterin belli bir şekilde iradesini kaybedeceğini biliyordum ondan dolayı kitabın başından beri bu süreci merak ettim ve sırf onun için okudum. Ana karakterimiz yer yer midemi bulandırdı özellikle Yazar ile kadının eve gittiğinde.. Son ana kadar kitabı baya beğeniyordum ama Anthony Burges çok kötü bağlamış. Eski karakterleri bu kadar ucuz sunumla görmemeliydik. Bu kadar ucuz bir siyasete bağlama gibi şeyler olmamalıydı. Hiç hoşuma gitmedi bu kısımlar. Daha iyi bir bağlama/final olsaydı daha etkileyici ve yüksek puanlı bir kitap olurdu benim için. Bu haliyle 6.5/10 olur anca. Ayrıca ek olarak ana karakterin dinlediği müzik gerçek olsaydı da biz de dinleseydik. Masum masum aramıştım bir müziği. "Friedrich Gitterfenster'den Das Bettzeug'miş" Otomatik Portakal
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021113,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gece Yarısı Kütüphanesi
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 01:30
(Bu inceleme spoiler içermektedir.) Kitabın başlarında Nora ile çok empati yaptım. Kendimi onun yerine koydum. Aslında bu, benim eski halimdi bir nevi ve bu durumdan kurtulalı çok oldu. Benim gibi birinin bundan nasıl kurtulduğunu okumak iyi hissettirdi. O durumdayken okumuş olsaydım beni daha da etkilerdi. Ama tüm bunlara rağmen bana hayatımda başka kararlar verseydim nasıl olurdu diye sorgulattı. Fakat beni ben yapan hatalarımla mutluyum. Cidden akıp gitti. Her sayfada devamını merak ettim. Boş vaktim olsa tek günde biterdi.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Ne Olmak İstemediğimi Gösteren Bir Ayna
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 03:14
(Bu inceleme spoiler içermektedir.) Albert Camus'nün Yabancı'sını okurken, zihnimde birbiriyle savaşan iki duygu vardı: Rahatsız edici bir hayranlık ve derin bir ürperti. Kitabın ana karakteri Meursault'nun o umursamaz tavrı, kısa cevapları, dünyaya karşı olan kayıtsızlığı... Dürüst olayım, başlarda bu tavır hoşuma gitti. Çünkü bu, acıya, toplumun sahte beklentilerine ve anlamsız detaylara karşı kuşanılmış mükemmel bir zırh gibiydi. Benim hayat mottomun en uç noktasıydı. Bu duruşta, acıya karşı mutlak bir koruma ve bir nevi özgürlük vardı. Ama kitap ilerledikçe, bu zırhın altında ne olduğunu da görmeye başladım: Hiçbir şey. Bir boşluk. Annesinin tabutu başında ağlayan yaşlı bir adama karşı en ufak bir empati kırıntısı yoktu. Sevgilisinin evlilik teklifine karşı "fark etmez" diyen bir ruh yoksunluğu vardı. İşte bu anlarda ondan uzaklaştım. Meursault'nun özgürlüğü çekiciydi, evet. Ama anladım ki bu özgürlüğün bedeli, benim "insanlıktan kopuş" olarak tanımladığım şeydi. Meursault'ya yine de sinirlenmedim. Çünkü onda bir kurbanın çaresizliğini değil, bir seçimin netliğini gördüm. O, hayatın anlamsızlığına karşı "yabancı" olmayı bilinçli olarak seçmişti. Bu bir duruştur. Anladım, ama onu bir rol model olarak kabul etmedim ve bu kitabı bitirdikten sonra kendi arayışımı daha net anladım. Sonuçta Yabancı, bana ne olmak istediğimden çok, ne olmak istemediğimi gösteren bir ayna oldu. Ve bazen, doğru yolu bulmak için hangi yoldan gitmemen gerektiğini anlamak en değerli derstir. Yabancı Albert Camus
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
Gregor Samsa'ya Neden Bu Kadar Sinirlendim?
7/10
·74 syf.··
2025 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 00:00
(Bu inceleme spoiler içermektedir.) Açıkçası, çok sık kitap okuyan biri değilim. Ama okuma listeme Kafka'nın Dönüşüm'ü ile başladım ve kitap bittiğinde hissettiğim tek şey saf bir sinirdi. Hikayenin absürtlüğüne veya böceğe değil, doğrudan Gregor Samsa'nın kendisine sinirlendim. Kitabı okumaya başladığımda, Gregor'un tepkileri beni çileden çıkardı. Adam bir sabah uyanıyor ve dev bir böceğe dönüşmüş, ama onun aklındaki tek şey işe geç kalmak, patronun ne diyeceği, ailesinin borçları... Bu kadar mı kör olur insan kendi trajedisine? O faydasız, kendini yiyip bitiren, bir çözüme hizmet etmeyen "overthink" hali, bir yerden sonra dayanılmaz oldu. Beş yıldır bir gün bile izin yapmamışsın ama hala "acaba hakkımda ne düşünürler" diye endişeleniyorsun. Bu pasiflik beni inanılmaz rahatsız etti. Benim için asıl mesele Gregor'un böceğe dönüşmesi değil, onun o "böcek zihniyetini" çoktan kabullenmiş olması. Ailesi tarafından yavaş yavaş bir "yük" olarak görülmeye başladığı andan itibaren, o da kendini bir yük olarak kabul ediyor. Çaresiz ve en kötüsü, hala onlara karşı o anlamsız sorumluluk duygusunu taşıyor. Okurken sürekli kendime sordum: "Ben olsam ne yapardım?" Cevabım çok netti. Bir ay bile sürmezdi, o evden çekip giderdim. Bir yüke dönüştüğümü, kullanıldığımı veya istenmediğimi anladığım yerde bir saniye durmam. Gregor isyan edemedi. Çünkü onun kimliği, ailesine ve işine olan "borcu" üzerine kuruluydu. O borç ve sorumluluk hissi, onun prangasıydı. O pranga kırılınca, Gregor'un kendisi de anlamını yitirdi ve yok oldu. Bu yüzden Gregor Samsa'ya bu kadar sinirlendim. Çünkü o, benim olmaktan en çok korktuğum şeyi temsil ediyor: Değersizliği, çaresizliği ve kendi kaderinin kontrolünü başkalarına teslim etmiş olmayı. Sonuç olarak, Dönüşüm bence bir böceğin hikayesi değil. Bu,
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma