Slmkvrmcgl

Dostum azdır diye üzülüyorsan teselliyi düşmanlarının çokluğunda arayabilirsin. Kişinin felâketi, istediği sayıda dosta kavuşamayışında değil, düşman olunamayacak kadar silik bir hayat çizgisi takip edişindedir. İsmet Özel
Reklam
gitme, kaybolursun bisikletini alır, yüzünden tebessümü çalarlar bir ömür nasıl heder edilir bekleyerek, nasıl katili olunur hayâllerin ve nasıl ayarlanır saati ecel vaktinin bir can nasıl gömülür klişelere diri diri, nasıl kesilir şah damarı aşkın ve nasıl söndürülür gözbebeklerinin nuru sen söyle Şirâze’m, nasıl ödenir bir suçun diyeti, nasıl oluk oluk akıtılır kanı vicdanların ve nasıl dürülür defteri masumların ne öznesiyim hayatın, ne de nesnesi elimde aşkın iğnesi söküklerini dikiyorum anıların
iki hecem; kış dayandı kapıya, kapının kanadı aralık. üşümekliğim ondan, ondan vücudum kırık. iki hecem; aralık kapıdan belki sen gelirsin birgün, belki ölüm. Şirâze’m, ikisine de yok ki diyecek sözüm. Şiraze’den Şiraze’ye
Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için Demirleyemez miyiz? Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak, Seyrine doyamadığı o canım su yanında Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak Oturdum tek başıma! Altında bu kayanın yine böyle inlerdin, Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara, Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin O güzel ayaklara. Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin, Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta Suları usul usul yaran kürekçilerin Gürültüsünden başka Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi. Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses Şu sözleri söyledi:
Puan vermedi·213 syf.··
2025 9. kitabı
Gündelik hayatın koşuşturması içinde kelimeleri birer araç gibi kullanır, düşüncelerimizi onlarla paketleyip birbirimize sunarız. Peki, kullandığımız bu araçların ağırlığını, tarihsel ve felsefi yükünü ne kadar biliyoruz? Çoğu zaman farkında bile olmadan, bize ait olmayan dünya görüşlerini, yabancı felsefeleri ve gizli niyetleri, kelimelerin Truva atıyla kendi zihin kalelerimize taşıyoruz. İşte bu durum, Rasim Özdenören’in tabiriyle tam bir "kavram kargaşası" yaratıyor. Usta denemeci Rasim Özdenören, kült eseri Kafa Karıştıran Kelimeler'de tam da bu soruna parmak basıyor. Bize, düşünmemizi sağlayan en temel araçlar olan kelimelerin aslında ne kadar kaygan, ne kadar yüklü ve ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Kitap, bir sözlük gibi tanımlar yapmak yerine, kavramların Batı düşüncesindeki kökenlerini ve İslam düşüncesindeki karşılıklarını keskin bir entelektüel neşterle birbirinden ayırıyor. Bu yazıda, Özdenören'in zihin açıcı analizlerinden yola çıkarak, anlamını bildiğimizi sandığımız ama aslında bizi bambaşka sulara çeken beş temel kavramı mercek altına alacağız. Gündelik dilde olumlu ve masum görünen bu kelimelerin ardında yatan, çoğu zaman fark etmediğimiz o derin felsefi çatışmaları keşfetmeye hazır mısınız? 1. Hümanizma: İnsan Sevgisi mi, Tanrı'ya Başkaldırı mı? Modern dünyada "hümanizma" dendiğinde akla ilk gelenler; insan sevgisi, insana değer vermek, şefkat, merhamet ve insan onurunu her şeyin üstünde tutmaktır. Bu kelime, neredeyse evrensel bir erdemin adı gibi kullanılır. Ancak Özdenören, bu parlak yüzeyin altını kazıdığımızda bambaşka bir kökenle karşılaştığımızı belirtir. Özdenören'e göre hümanizma, basit bir insan sevgisi öğretisi değil, kökeni itibarıyla Kitab-ı Mukaddes'in (Tevrat ve İncil) otoritesine karşı bir başkaldırıdır. Bu akım, ilahi
Kafa Karıştıran KelimelerRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20231,934 okunma
Reklam