Güneşe günaydın desek ne olurdu
Önüne bulut çeksek ayıp mı olurdu
Üstüne battaniye örtsek uyur muydu
Kuşların cıvıltıları ordan duyulur muydu
Pazertesileri sendomroma mı girer
Sabahları kaç tane alarm kurar
Eve geç gelince ne yalanlar söyler
Güneşte sabah yataktan çıkar mıydı
Yumurtayı yağda mı sahanda mı yer
İşe metroyla mı yoksa otobüsle mi gider
Pop mu rock mı punk mı dinler
Kalabalıkta hiç yalnızlık çeker mıydı
....
Kimse hayra yoramaz beni
Kuşbaz ve uçmaya meraklı,
Ütüsüz giyerim karabasanlarımı
Sakarım, sık sık çarpar deviririm yazgımı
İçimdeki suyu döktükten sonra işte, ondan sonra
Şikayetim yok, rahatım.
Taşralı ve safım.
Yağmurda unutulmuş bir Tanrı’yla ahbabım
Balkonda asılı kalır günlerce gökkuşağım,
Didem Madak
“Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek- değişmeyi reddederek. İşte bizim toplumuzun da yaptığı bu!”