Bir kayıp olduğunda hep annenin acısı dile getirilirken bu kitapta bir babanın acısına daha çok tanık oldum. Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı..
Kitabı yavaşça okumaya çalıştım. Fakat mümkün olmadı. Füreya hanım sen muhteşem bir kadınsın. Sanata olan aşkın beni öyle hislere soktuki. Hep yenilikçi, hep üretmeyi seven bir kadın. Günümüzdeki yeni nesile örnek olacak bir yaşam.
Ah yusuf ah!
Başıda sonuda hüzünlüydü. Annesi ve babasının ölümünden sonra kaymakam yusufa sahip çıkıyor. Edremit ‘te geçiyor.Kaymakamın kızı muazzez.. Yusufun aşkı.. Arada hiç uğruna ölen saf aşık Ali.. Muazzez’i kötü yollara düşüren şahinde..Yoksulluk, zor zamanlar..kitabın Sonunda kurtulacaklar bu hayattan diye ümit ediyordum. Muazzez’i en sevdiğini öldüren yusuf..
Gününüzde sakin yaşamanın bir sanat olduğunu düşünüyorum. Güzel konuşmak ve dinlemek de dahil. Sınırları çizmek konusu beni çekti içine. Hayır diyememek korkmak. Kaygılanmak.. Ertelediklerimin listesini yapmak iyi geldi. Bunların altında da korku geliyor aslında. Kitapta ‘siz en çok zaman geçirdiğiniz beş kişinin ortalamasınız’ diyordu. Bu beş kişiyi zihnimde canlandırdığımda hayır diyebilmenin önemini anladım.
Kitapta bir çok görgü kurallarına değinilmiş. Toplum içinde nasıl davranmamız gerektiğini ve bizim dışımızdaki insanları ne kadar önemsememiz gerektiğini öğreniyoruz. Kendi hatalarımla yüzleşmemi sağladı. Dinlemek, uzun uzadıya konuşmamak, telefon görüşmeleri, yemek yerkenki kurallar gibi.. sevdiğim bir cümle ile sonlandırmak isterim. ‘ iyi izlenimi yaratmak dört saniye alır , kötü bir izlenimi silmek için dört yıl gerekir.’ Judi James