"Allah’ım güçsüz kaldığımı, çaremin tükendiğini, insanların beni hor gördüğünü Sana şikâyet ediyorum. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi, Sen gerçekten merhamet edensin, beni kime bıraktın, beni bir yabancının eline mi ittin yoksa bana zülüm edecek bir düşmanın eline mi saldın beni ey Allah’ım. Allah’ım, Sen’den bana bir gazap gelmesin de ben bu başıma gelenlere razıyım. Yine de Sen bana afiyet verir bu dertlerden beni kurtarırsan bunu da hoş karşılarım. Ey Rabbim görevimi yapamadım diye Sen’den bana bir gazap inecek, başıma bir felaket gelecek olursa ben yine Senin dünyayı ve ahireti aydınlatan yüzünün nuruna sığınırım. Beni himaye edecek sensin Allah’ım. Sen bu görüntüden hoşnut isen benim hiçbir şikâyetim yoktur. Zaten Sen’den başka hiçbir güç ve kuvvetim de yoktur Allah’ım."
Hayat perdenin arkasında;
Hayatın öte yakasında.
Şu gaflet yükü insana bak;
Kendinden varlık cakasında.
Ve aşksız yobaz… İşi gücü,
Namazla Cennet takasında.
Tam dört asırdır Müslümanlık,
Cansız etiket markasında.
Ku’ran kalbi kör ezbercide,
Din, üfürükçü muskasında.
Batı, Batı der çırpınırlar,
Batı tükürük hokkasında.
Makine dimdik demirden put,
İnsanoğlu ruh laçkasında.
Hürriyet nerde söyleyeyim:
Hakka esaret halkasında.
Zamanda her şey kopuk, kesik;
Biçkisi kader makasında.
Ey insan, sana son sığınak,
Son peygamberin hırkasında!