"Çocukken bir şeyleri ailenden almamış olabilirsin, ama dünyanın geri kalanı sana bunları vermek için var. Belki senin doğduğun evde sevgi, ilgi ve şefkat, suların kesik olduğu bir musluktan sızan damlalar gibi damla damla aktı, ama dünya kocaman. Eğer keşfetmeye hazırsan, bir yerlerde şelaleler çağıldıyor.
Sen yeter ki bunları gerçekten hak ettiğine inan. Cesaretini toplayıp o susuz, kurak yerden çık ve ihtiyacın olanı aramaya başla."
Terapi sancılı ve uzun bir yol. Canınız yanıyor, bunu inkâr edemem. Ancak şu da var ki hakikate yaklaştıkça acı kadar mutluluğu ve neşeyi de daha yoğun yaşamaya başlıyorsunuz.
Çünkü kurduğunuz bağlar kaçmak için değil, uzlaşmak için oluyor. Gerçek sevginin ne olduğunu yavaş yavaş kavrıyor
ve insanın sadece sevgi dolu bir ilişkide anlamı hissedebileceğini idrak etmeye başlıyorsunuz. Gördüğü ve görüldügü bir
ilişki kuramayan bir insan gerçek anlamda yaşıyor sayılmaz ve o yüzden bir sandalyeden ya da masadan hiçbir farkı yoktur bana sorarsanız. Umarim hepimiz gerçek ilişkilerin içinde, gerçek sevgiyi tadar ve insan olduğumuzu yeniden hatırlarız.