Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
(Bir durumdan başka bir duruma geçtiğimi zaten bir türlü kavrayamam. Mesela karanlıktan sonra birden bire nasıl aydınlık olur Albayım ? Siz hiç görebildiniz mi ?) Heralde bir süre, hiç kımıldamadan beklemeliydim; sonra yavaş yavaş hayata atılmalıydım. Oyda bana birden bire işte evlendin ya, hayatını kazanıyorsun ya o halde hayata atıldın dediler.(Tam atıldığın sırada söyleselerdi ya.)