İslam prensiplerinden doğan ekonomi, batılı büyüme modelinin tamamen karşıtıdır. Batı modeli üretim ve tüketim anlayışına göre, insanî gayeleri hiç hesaba katmaksızın faydalı, faydasız, zararlı, hatta öldürücü her bir şeyi gitgide daha çok, gitgide daha hızlı üretmek ve tüketmek başlı başına bir amaçtır. İslam ekonomisi ise, Kur’an ‘ ın prensibi gereği, büyümeyi değil, dengeyi hedef alır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İslam hukukuna göre mülk, ne bireyin ne de zaten bir grubun veya devletin hakkıdır. Mülk sosyal bir işleve sahiptir. Mülk sahibi ister fert, ister ortaklar, isterse devlet olsun, servetinin hesabını topluma vermek zorundadır. Çünkü o, bu mülkten sorumlu bir idareciden, bir vekilden ibarettir. 
Tasavvuf, dünyadan el etek çekmeye davet etmez, feragate (hırstan uzak kalmaya) sevk eder. İşte bu da sâlih amelde bulunmaya (en doğru davranışı gerçekleştirmeye) imkan verir.
Severim Rabbim Seni ben iki aşkla:Mutluluk kaynağımdır biri kendimin,Öbür aşkımsa layık olmaktır sevgine Senin.Bana mutluluk veren aşkıma gelince,Seni düşünmektir sadece, görmemektir gayriyi.Sevgine layık olmaya can atan aşkım ise,Kaldırır Sen ile ben arasındaki perdeleri,Görürüm apaşîkar güzel cemâlini.Ne bu aşkım, ne öbürü verir bana yücelik,Her ikisinden dolayı da hamdim Sana yönelik.
Râbia’tül-Adeviyye