Buzdağı

Buzdağı
@Soguknevalee
İngilizce Öğretmeni SAİT FAİK ABASIYANIK AŞIĞI
Ne güzeldin ya…
Puan vermedi·325 syf.··
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 03:14
Yeryüzünün en muhteşem kaybedeni olarak gördüğüm Don Quijote bile bu kadar güzel yenilmemiştir belki dünyaya… Ahh Algernon, ahh güzel insan Charlie… İkiniz de fazlaydınız bu dünya için. Biz ise hassas kalplerin cehennemiyle yine baş başa kaldık… O halde okuduğumuz her satır, anlam yüklediğimiz her cümle, hayat felsefesi olarak aldığımız her güzel ifade ALGERNON’A BİR DEMET ÇİÇEK OLSUN VE ASLA SOLMASIN… Söyleyeceklerim bu kadar…
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Vatan Uğruna Serden Geçenlerin Hikayesi…
Puan vermedi·248 syf.··
2026 11. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 13:56
Daha önce İstanbul Eyüp Belediyesi’nin yaptığı kitap okuma yarışmasına katılmıştım ve Bahaeddin Özkişi ile o yarışma sayesinde tanışmıştım. Tanışma kitabım da Köse Kadı’ydı. Kitaba yaptığım incelemede de yazara ne kadar geç kaldığımı dile getirmiştim. Bahaeddin Özkişi, karakter ve olay kurgulamada Arthur Conan Doyle zekasına sahip bence. Nereden kim çıkacağı hiç belli olmayan karakterler, kılık değiştirip asla tanınmayanlar, ölen kişilerin yerine geçenler derken kitap sizi alıyor sürüklüyor derin bir istihbarat teşkilatının içine… Son ana kadar asla anlamıyorsunuz o kişinin kim olduğunu. Ve olayların seyrine şaşırıp kalıyorsunuz. Sonunda da vay be diyorsunuz, ne adam bu Bahaeddin Özkişi… Uçtaki Adam kitabı da Köse Kadı’nın devamı. Yani Uçtaki Adam’ı direkt alıp okumayın. Önce Köse Kadı’yı okumazsanız hiçbir şey anlamazsınız. Bu kitaptaki vatan uğruna serden geçen kişiler de yine Köse Kadı’daki gibi Osmanlı istihbarat teşkilatındaki kişiler. Her bölümde farklı bir kişiyi tanıyoruz. Kimini deliliğiyle, kimini sevdasıyla, kimini vatan sevgisiyle, kimini muhteşem zekasıyla, kimini kendini efsane bir şekilde kamufle edişiyle ve kimini de bilgeliğiyle… Okurken seçemiyorum hangi karakteri daha çok sevdiğimi. Hepsi muazzam, hepsi vatan için hem gönlündeki sevdadan hem de kendi canından vazgeçen insanlar. Eğer gerçekten bu sistem o dönemlerde böyle işlediyse, o insanlara ne kadar dua etsek az. Gözlerini bile kırpmamışlar vatan denince. Dönemin padişahının hangi Osmanlı padişahı olduğunu söylemek istemiyorum spoiler vermemek için. Siz okuyun siz bulun padişahı:) Macar-Türk benzerliği yine fazlasıyla ön planda kitapta. Düşmanın da yiğit olanını versin Allah derler ya, Macarlar tam da öyle. Düşmanlık etmişler ama çok mertçe bir düşmanlık bu. Olacaksa böyle olsun gerçekten.
Edebiyat
Uçtaki AdamBahaeddin Özkişi · Ötüken Neşriyat · 2019319 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 01:09
Sabahattin Ali’nin genel olarak Anadolu insanlarını gözlemleyip konu edindiği hikayelerden oluşan kitabı. Storytel’de Nisan Kumru’nun harika seslendirmesiyle yaşadım hikayeleri resmen. Sabahattin Ali’nin yazım dilini her daim beğendim ve bu kitabında da fikrim değişmedi. Sade, anlaşılır ve bir o kadar da duygu dolu bir dili var. Bu yönüyle Sait Faik Abasıyanık’a benzetiyorum aslında. Belki de sevmem abasınayandığıma benzediği içindir. Kitaptaki tüm hikayeleri çok beğendim ama diğerlerine göre daha fazla sevdiğim hikayeler: Gramafon Avrat Köpek Sıcak Su Keyifli okumalar/dinlemeler dilerim.
Edebiyat
Leylim LeySabahattin Ali · Kuartet Yayınları · 2024488 okunma
Bir dev daha bitti
8/10
·1808 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 00:05
1 ay süren okuma/dinleme serüvenim bitti. Böyle devleri bitirdikten sonra kendimle gurur duyuyorum:) Kitap çok ağır geldi bana. Dilinden dolayı değil, işlediği konulardan dolayı. Hem fiziksel savaş var içinde hem de karakterlerin ruhsal savaşı. Kitabın adındaki hangi ‘savaş’ peki, derseniz, görünürdeki Fransa-Rusya Savaşı ama bence arka plandaki ruhsal mücadelelerden almış ismini. Fransa-Rusya savaşı tüm cepheleriyle, tüm olaylarıyla göz önüne serilirken, Tolstoy karakterlerin ruhsal mücadelesini de göz ardı etmemiş. Kitapta yanlış hatırlamıyorsam 160 tane savaşçı kimliğinde karakter var. Kimisi bir cümleyle kimisi sayfalarca anlatılmış. Prens Andrey Bolkonsky, Pierre, Prens Nikolay, Natasha, Sonia, Anna Pavlovna, Helene ve bunların diğer aile üyeleri tek tek ele alınsa müthiş bir karakter çözümlemesi yazılır. Başı da karakterine aşık olduğum ve öldüğüne ağladığım Prens Andrey çeker. Rus toplumunun, ülke yanarken bir elinde cımbız bir elinde ayna modunda takılması, sürekli davetler, partiler, suareler vermesi, askerler savaşta bir bir ölürken Rus elitlerinin suarede ne giyeceğini düşünmesi bana çok sevdiğim yazar Peyami Safa’nın kitaplarını hatırlattı. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’mızda bir tarafta birileri can verirken diğer tarafta birilerinin gününü gün etmesini anlattığı o müthiş kitaplardaki gibi bu kitapta da aynı vurdumduymazlığı göreceksiniz. Bizimkinden daha kötü tarafı da bu aptalların, Moskova’ya Napoleon’un girişini duyduğunda tası tarağı toplayıp kaçmaya çalışması… İlk kaçanların da tahsilli ve zengin insanlar olması cabası. Bu yeri alıntılayıp şoklar içinde paylaşmıştım zaten: #295674640 Tolstoy bu içler acısı durumu tüm içler acısı haliyle anlatmış… Tolstoy bu durumları anlatadursun, benim de Tolstoy için içler acısı bulduğum bir
Edebiyat
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
Bitirince bir önceki günden farklı biri olacaksınız.
10/10
·736 syf.··
2026 4. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 00:47
Öncelikle, kitabı çok beğendiğimi söylemeliyim. Polisiye türünde yazılmış, anlamak için sağlam alt yapı gerektiren tarihî bir çağdaş kült. Kitap için tanımlamam bu şekilde:) Gereken okuma alt yapısı da Orta Çağ bilgisi. Orta Çağ, rahiplik, papalık, engizisyon, Hristiyanlık, Fransiskenlik gibi konulara dair bilginiz yetersiz ise okurken zorlanabilirsiniz. Yeterliyse de bilginizi kitap sayesinde biraz daha artırabilirsiniz. Gelelim kitap içeriğine. Avrupa şifa bulamaz karanlığından bu günlere nasıl gelmiş, gerçekten hayret verici ve takdir edilesi…Ancak kitapta en çok dikkatimi çeken konu, günümüzde her fırsatta aşağılanan Arapların aslında bilime, aydınlığa çok büyük katkılarının olduğunu görmek oldu. Bugün her şey daha farklı olabilirdi aslında, ancak o çağ nedense batılıların ‘Karanlık Çağ’ diye adlandırdığı döneme denk geliyor. Karanlık Çağ dedikleri çağdaki her şeyin üstünü kapatıp sonra kendileri bulmuş/üretmiş/icat etmiş/ortaya çıkarmış/keşfetmiş gibi yeniden insanlığın önüne getirdiler. O engizisyonlu canî imajını batı dünyası bu şekilde değiştirdi… Kitap ileri düzey bir okuma oldu benim için. İleri seviyede bir kitaptı ancak çevirmen Şadan Karadeniz Hanım’ın öz Türkçe takıntısı beni biraz çileden çıkardı. Evet mükemmel bir çeviri, harika olmuş tamam ama bu takıntı neden yani? Mesela bu takıntıdan dolayı zırt pırt ‘kösnü’ kelimesinin karşıma çıkması, bu ciddi kitabı ciddiyetsizleştirdi gözümde. Bir başka örnek, Kutsal Kitap demek yerine Kutsal Betik diye çevirmesi okumamı epey baltaladı. Bir dilbilimci olarak bu tarz kişisel takıntıların işimize yansıtılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü bu şekilde çeviri değil ‘uyarlama’ yapmış oluyoruz. Bu benim şahsi görüşüm. Okur ve eleştiri çevreleri ne düşünüyor bilmiyorum. Kitabın baş karakterleri de bana sürekli meşhur
1000Kitap
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma