"Sinemanın tamamen farklı bir mecra olduğunu ve farklı anlatım teknikleri gerektirdiğini anlamıyorlar," diyor Justin. "Aslında bir nevi çeviri bu. Ve mecralar arası çeviri tabiatı itibarıyla sadakatsizdir bir ölçüde. Roland Barthes diyor bunu. Çeviri bir ihanet eylemidir."
Yellowface, yayınevi endüstrisinin beyaz egemen yapısını acımasız bir şekilde eleştiren satirik bir roman. White privilege (beyaz ayrıcalığı), kültürel gasp ve tokenizm üzerine kurulu hikâye, beyaz bir yazarın Asyalı-Amerikalı yazar arkadaşı Athena Liu’nun ölümünden sonra onun el yazmasını çalıp kendine mal etmesiyle başlar .
Kuang, anlatıyı kasten first-person yani “June” karakterinin bakış açısından yürüterek okuyucuyu karakterin içindeki ırkçı muhasebeye yakınlaştırır. Bu sayede beyaz okuru, düşünce içinde normalleşen ırkçı mantıkla yüzleşmeye zorlar . Yayın dünyasında “diverse” (çeşitlilik) yalanının nasıl kapitalist bir pazarlama stratejisine dönüştüğünü de ustalıkla gösterir .
Ancak Kuang’ın günümüz sosyal medya kültürüyle ilgili göndermeleri – özellikle Twitter/X döneminin “dogpile” (küçümseyerek linç) refleksleri – zaman zaman didaktik kalabiliyor. Bazı eleştirmenler, kitapta yayınevine ve editörlere dair ayrıntılı anlatımların yer yer patronizing (üstten bakan) olduğunu söylüyor . Buna rağmen genel ton, sansüre ve aktörlerin ikiyüzlülüğüne yönelik güçlü bir hiciv sunuyor.
Amerikan yayıncılık kültüründeki (white feminism, diversity branding, cancel culture gibi) çifte standartları ortaya koyması eserini iğneleyici ve zenginleştirici kılıyor. Bir yanda çeşitliliği savunurken diğer yanda onu sömüren yapılar var – işte roman tam orayı hedef alıyor.
Bu inceleme ChatGPT aracılığıyla yazılmıştır.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
"İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz."