Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
... Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryuzüne sürünüp geçmesi gibi. ...
Sayfa 156 - İthaki·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
... Bu arada Daidalos da çalışıyordu. İki ahşap çerçeveyi balmumuyla sıvadı, üstlerine Girit kıyılarında beslenen büyük deniz kuşlarından topladığı uzun uçlu, geniş ve beyaz tüyleri yapıştırdı. İki takım kanat ortaya çıktı. Daidalos birini kendi kollarına, birini de oğlunun kollarına bağladı. Knossos kıyısının en yüksek kayalığının tepesinde durup atladılar. Okyanus esintileri onları yakaladı, havada süzüldüler. Doğuya doğru, doğan güneşe, Afrika'ya doğru gidiyorlardı. İkaros haykırdı, artık genç bir adamdı ve özgürlüğü ilk defa tadıyordu. Babası onun daldığını, havada döndüğünü görünce güldü. Çocuk iyice yükseldi, gökyüzünün uçsuz bucaksızlığından, omuzları üstündeki güneşin pervasız sıcaklığından gözleri kamaşmıştı. Babasının ihtar çığlıklarını duymadı. Balmumunun eridiğini fark etmedi. Tüyler çerçeveden ayrıldı, İkaros da onların ardından boğucu dalgaların arasına düştü.
Sayfa 156 - İthaki·Kitabı okudu
Dansını seyrettim, kolları kanat gibi kıvrılıyordu, genç, güçlü bacakları kendi hareketlerine âşıktı. Ölümlüler şöhreti böyle ele geçiriyor, diye düşündüm. Çok çalışarak ve kendilerini adayarak, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. Ama tanrılar irinden ve nektardan, kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. Onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. Şehirleri yakıp yıkarak, savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak. Sunaklarımızdan öyle narince yükselen o buhurlar ve güzel kokular. Geride yalnızca kül bırakıyor
Sayfa 140 - İthaki·Kitabı okudu
Hayatımda hiç kimse bana bu kadar içini dökmemişti. Her hikâyeyi dalgaları yutan bir girdap gibi içiyordum, gerçi söylenenlerin yarısını pek anlayamıyordum: yoksulluk, çalışmak ve insani korkular. Benim için açık olan tek şey Glaukos'un yüzü, yakışıklı başı ve kederleriyle biraz nemli olsa da bana baktığında daima gülümseyen samimi gözleriydi.
Sayfa 43 - İthaki·Kitabı okudu
8/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
"Kirke, Yunan mitolojisinde büyücü tanrıça. Tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un maceralarında başlıca rolü olan kişilerdendir. Güneşin kendisini temsil eden Titan Helios ile Okeanos'un kızı olan Perseis'in kızıdır. Fakat bazı kaynaklarda Helios (Güneş) ile (Ay) Hekate'nin kızı olduğu ve büyücülüğü de ondan öğrendiği belirtilir. Kolkhis Kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir. Odysseus destanında, Odysseus Kirke'nin adasına vardıktan sonra durumu şöyle izah eder: Gide gide Aiaie adasına vardık sonunda, orada Kirke otururdu, güzel bilekli, insan sesli korkunç tanrıça..." Titanların kanından gelen Kirke ise yazarın yorumuyla insan sesine sahip, dışlanmış, sevilmeyen ve evde kalmış bir tanrıçadır. Kitapta Helios'un saraylarında yalnız geçen çocukluğunu, büyülü güçlerini nasıl öğrendiğini, açıkça olmasa da tanrılara nasıl baş kaldırdığını, itiraflarını ve Aiaie adasına nasıl sürgün edildiğini, sürgün yıllarında büyüde nasıl ustalaştığını, Odysseus, İkaros, Daidalos, Minotauros, Pasifae, Hermes gibi pek çok karakterle yolunun nasıl kesiştiğini okuyoruz. Kendine tanrılara değil insanlara daha yakın gören ve onlar gibi hisseden bir tanrıçanın hikayesine tanık oluyoruz. Benzer mitoloji kitaplarındaki gibi fazla bir aksiyon bulundurmasa da, bir kadının gözünden destanın bu kısmını görmek keyifliydi.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,4bin okunma