Someone from skiakru

Normal İnsanlar Orta derece bir kitaptı bence, insanlar neden duygularına bu kadar direnir, neden karşısındaki insana çok farklı şeyler düşünürken karşısındaki insanı bardak gibi görüp içinde su gibi şekil almaya çalışır ki...Günümüzde hepimizin ana sorunu bu bence hislerini belli etmek için başkasının bir bakışına, bir sözüne muhtaç olma ya da başkasıyla kendi gibi olamama...
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Ne yönden?" Göğsüm sıkışmıştı. "Dış görünüşüm mü? Bununla ilgiliyse, bu benim suçum olamaz. Kime benzeyeceğime ben karar veremem ancak başka hiçbir yönden o adama benzemiyorum." "Benziyorsun," dedi odadan çıkmak üzereyken. "Her yönden." Annem, bu kelimelerle beni babamdan çok daha derinden ve acımasızca yaralamıştı. Hiç olmadığı kadar acımasızca. Tam o anda, bunun benim için sonun başlangıç olduğunun farkına vardım. Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca kapatmamak için çırpındığın şalter sonunda kapanmıştı. Artık hiçbir şey hissedemiyordum.
Joey yaklaşık yarım dakika sustuktan sonra öfkeyle derin bir nefes aldı. "Söylemek istediğim... eğer aptalın biri kız kardeşime bu gece sana yapılanı yapsaydı, bir daha asla böyle bir şey yapma fırsatını bulamazdı." "Vay canına," dedim alaycı bir sesle. "Bu şekilde konuşmaya devam edersen, duygularının gerçekten var olduğunu düşünmeye başlayacağım, Joe." Bir saniye bile duraksamadan, "Duygularım var," diye karşılık verdi. "Gerçekten önem verdiğim insanlar için." "Kız kardeşin gibi." "Kız kardeşim gibi."
Onunla alay ediyordum. "Kapa çeneni ve karnımı doyur." "Karnını mı doyurayım?" "Ben yemek yapamıyorum, hatırladın mı?" Elini tutarak onu mutfağa doğru yönlendirdim, buzdolabına kadar götürdüm ve gülümsedim. "Ama sen yapabiliyorsun." Joey yüzüme bakakalmıştı. "Senin için yemek yapacağımı mı düşünüyorsun?" En tatlı gülümsememle, "Bizim için," diye düzelttim. "Bunu yapma." "Neyi?" Parmağını bana doğrultarak, "O masummuş gibi görünen gülümsemeni," dedi Joey. "Bana işlemez, Molloy. Bağışıklığım var." Kesinlikle işleyecekti.
"Ben etimi çok pişmiş severim." "Etini nasıl pişirirsem öyle yiyeceksin," diye homurdandı Joey. "Bundan bir anlam çıkarma, Molloy." Buzdolabında ihtiyacı olanları bulmaya çalışırken konuşmaya devam etti. "Bunu kazanamazsın." Başımı geriye atarak güldüm. "Ben her zaman kazanırım, Joe."